Ar-Ge projeleri, İstanbul-Sivas, Araştırma-Geliştirme-Danışmanlık, R&D Research Development

10 Mayıs 2012 Perşembe

ULUSAL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEMİNERİ ve Karbon Tic. - ÇŞB- 19.04.2012

19.04.2012
ULUSAL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEMİNERİ

13 Nisan 2012 tarihinde Bakanlığımız ve Avrupa Birliği (AB) Delegasyonu işbirliği ile Katılım Öncesi Bölgesel Çevre Ağı (RENA) tarafından İstanbul, The Marmara Taksim Otelinde "Türkiye-AB İklim İşbirliği: Fırsatlar, Faydalar ve Zorluklar" başlıklı "Ulusal RENA İklim Eylemi Politika Semineri" düzenlenmiştir.

RENA, Türkiye ve diğer AB aday ülkelerine, Avrupa Birliği’nin iklim ve çevre politikaları ile mevzuatın uyumlaştırılması hususlarında destek sağlayan bir kuruluştur. Bu seminer, iklim alanında AB ile Türkiye arasında işbirliği kurulabilmesi muhtemel faaliyet alanlarının tespiti bağlamında düzenlenmiştir.


Seminerin amacı, iklim değişikliği alanında Türkiye’de ve AB’de iklim değişikliği bağlamında yapılan faaliyetlerin katılımcılara ve basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurarak, bilgi ve deneyim paylaşımının sağlanması ve AB ile iklim eylemi politika alanında işbirliği yapılabilecek alanların tespitidir.

Foruma, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan BAYRAKTAR, Kalkınma Bakanı Cevdet YILMAZ, Avrupa Komisyonu İklim Değişikliği Komisyoneri Connie Hedegoard, Avrupa Komisyonu İklim Eylemi Bölüm Direktörü Laurence Graff konuşmalarıyla katılım sağlamıştır.

Seminer arasında Sayın Bakan Erdoğan Bayraktar ile Sayın Komisyoner Connie Hedegoard tarafından bir basın açıklaması yapılmış ve basından gelen sorular cevaplandırılmıştır. Bu yolla kamuoyunda, iklim değişikliği alanında Türkiye-AB ile işbirliği, karbon ticareti, iklim değişikliği ile mücadele, uyum ve azaltım politikaları konularında farkındalığın artırılması amaçlanmıştır
 
Açılış Konuşmaları
 
Kalkınma Bakanı, Cevdet Yılmaz, ulusal kalkınma çerçevesinde azaltım ve uyum faaliyetlerinin rolü üzerine bir konuşma yapmıştır. 2014 yılında çıkarılacak olan Kalkınma Planı’nda daha çevreci bir yaklaşımla daha yaşanabilir kentler elde edilmesinin planladığını ifade eden Yılmaz, dünya çapında emisyon salınımına ülke olarak katkımızın binde 4 civarında olarak çok düşük olduğunu belirtmiştir.
 
Avrupa Komisyonu İklim Değişikliği Komisyoneri, Connie Hedegoard, iklim değişikliğine karşı erken harekete geçmenin doğuracağı fırsatlardan ve RENA’nın bu anlamda çok işlevsel bir konuma sahip olduğundan bahsetmiştir. Türkiye’nin çevresindeki ülkeler için düşük karbon emisyonlarının sağlanması ve karbon ticareti anlamında iyi bir rol model olabileceğini sözlerine eklemiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanı, Erdoğan Bayraktar, iklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu ve küresel mücadeleyi gerektirdiğini belirterek, konuşmasında iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yapılan işleri tanımlamıştır. İlk olarak hazırlanan “Ulusal İklim Değişikliği Strateji Belgesi” ile ilgili sektörlerde sera gazı emisyonu kontrolü ve iklim değişikliğine uyuma yönelik ilkeler ve stratejik hedeflerin belirlendiğini, bu Strateji Belgesi’nin uygulamaya geçebilmesi için İklim Değişikliği Eylem Planının (İDEP) tamamlandığını belirtmiştir. 


Bakan ayrıca Bakanlıkça tamamlanan İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı’nı dile getirerek, Akdeniz Havzasında yer alan ülkemizin hassas konumu nedeniyle iklim değişikliğine uyum konusuna verilen önemi ifade etmiş, uyum kadar sera gazı emisyonlarının kontrolüne de özen gösterilmesi gerektiğini vurgulamış ve son dönemde iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir iktisadi araç olan karbon ticaretiyle ilgili Türkiye’de önemli işler yapıldığını söylemiştir. 

Özel konumu nedeniyle Kyoto Protokolü’nün emisyon ticareti mekanizmalarından yararlanamayan ülkemizde, Gönüllü Karbon Piyasası’nda çoğu hidroelektrik, rüzgar ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji alanlarında olan 170’in üzerinde proje geliştirildiğini belirten Bayraktar, bu projelerin kayıt altına alınmasına ilişkin Bakanlıkça karbon sicili oluşturulduğunu açıklamıştır.

Bayraktar, 2012 sonrası dönem için karbon piyasasının oluşturulması sürecinde, bu konuda öncü, ülkemizin de içinde bulunduğu ve 25 devletin Dünya Bankası aracılığıyla bir araya gelerek oluşturulan “Karbon Piyasasına Hazırlık Ortaklığı” sayesinde Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu kapasite geliştirme faaliyetleri için hibe kaynaklara erişim imkanına sahip olduğunu ve ülkenin karbon varlıklarının azami değerinden işlem görmesi için gerekli uluslararası işbirliği fırsatlarını yakaladığını vurgulamıştır.
Bakan ayrıca, Bakanlığın sera gazı emisyonlarının takibine yönelik taslak bir yönetmelik hazırladığını, bu yönetmelik ile üretim tesislerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının izlenerek raporlanacağını ve AB emisyon ticareti mevzuatının sera gazı emisyon izleme kısmı ile uyumlaştırılacağını belirtmiştir. Son olarak Bakan Durban Konferansı’nda iklim değişikliğiyle mücadele konusunda tüm ülkeleri bağlayan hukuki bir belgenin 2015 yılına kadar kabul edilmesi ve 2020’de yürürlüğe girmesi kararının alınmasının memnuniyet verici olduğunu belirtmiştir. 
Seminerde Tartışılan Konular
RENA İklim Çalışma Grubu Koordinatörü, Imre Csikos tarafından RENA tanıtılarak, RENA ile iklim kapsamında yürütülen işbirliği anlatılmıştır. RENA’nın AB’ye aday ve adaylık öncesi ülkelere yardım amaçlı olduğunu, farkındalığın arttırılması, iklim konusunda uzmanlardan oluşan platformların kurulması gibi çalışmaları yürüttüğünü belirten Csikos, Türkiye’ye ayrılan bütçenin 465,64 Milyon Euro (%18) olduğunu göstermiştir.
Avrupa Komisyonu İklim Eylemi Bölüm Direktörü, Laurence Graff tarafından ise AB İklim Eylemi kapsamında AB’nin 2050 hedefinin sera gazı emisyonlarının %80-90 oranında azaltılması olduğunu belirten Graff, AB karar-alma sürecinde, çevresel verimliliğin arttırılması, emisyonların azaltılması, piyasa bazlı araçların (karbon ticareti, düşük emisyonlu karbon yatırımları için teşvikler, vb.) üretilmesi, enerji güvenliği, yeşil istihdam, eşitsizliklerin azaltılması gibi konulara odaklanıldığını ifade etmiştir.
Çevre Yönetimi Genel Müdürü Recep Şahin tarafından, Durban Zirvesi sonrası yeşil iklim platformunun kurulduğunu ancak bizim ülke olarak özel konumumuz nedeniyle uyum, teknoloji transferi, kapasite geliştirilmesi ve finansman anlamında herhangi bir destek alamadığımızı belirten Şahin, bu alanda 2015 öncesi müzakerelerin sürdürüldüğünü ifade etmiştir.


Avrupa Komisyonu İklim Eylemi Bölüm Direktörü, Laurence Graff tarafından, AB’ndeki Karbon Piyasası’ndan bahsedilmiş, bu kapsamda kota ticareti, karbon piyasası araçları, ekonomik fırsatlar ve çevresel etkileri aktarılmıştır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Şube Müdürü Mehrali Ecer, AB’de emisyon ticaret sisteminin (ETS) çok gelişmiş olduğunu, ülkemizde ise bu işin Gönüllü Karbon Piyasaları ile yürütüldüğünü belirtmiştir. İlk projenin 2005 yılında yapıldığını ve bugüne kadar 178 adet proje olduğunu ifade eden Ecer, daha sonra yapılan çalışmaları aktarmıştır. “Karbon Piyasalarında Ulusal Deneyim ve Geleceğe Bakış” konulu bir yayınımızın olduğunu söyleyen Ecer, sicil kayıt sistemi ile gönüllü piyasası olup da sicil kayıt sistemi olan tek ülke olduğumuzu belirtmiştir. Sera gazı emisyonlarının takibi hakkında yönetmelik hazırlandığını ifade eden Ecer,şu an Başbakanlıkta olan yönetmelik ile MRV (izleme-raporlama-doğrulama) sisteminin geleceğini söylemiştir. Bakanlığın, Kyoto Protokolü kapsamında, sera gazı azaltımıyla ilgili bir IPA projesi olduğunu belirten Ecer, ülkemizin önceliğinin emisyonları izlemek, kayıt altına almak ve böylece emisyonları kontrol etmek olduğunu vurgulamıştır.
 

11 Ekim 2010 Pazartesi

Enerji Verimliliği, Tarım, Biyogaz, Temiz enerji

Kaynak: İnternet
http://www.taryat.gov.tr/bilgibank/YenilenebilirEnerjiKaynaklari.pdf

Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği

Enerji için günümüzde birçok ülkede ağırlıklı olarak hala fosil yakıtlar olarak nitelendirdiğimiz kömür, petrol ve doğalgaz kullanılmaktadır. Ancak bu kaynakların rezervi dünyadaki enerji sarfiyatına bağlı olarak sürekli azalma eğilimindedir ve bu nedenle fiyatları devamlı yükselmektedir.

Kaynağı tükenmekte olan fosil yakıtlardan farklı olarak, esasında tükenmeyen kaynaklardan üretilen enerjiye “Yenilenebilir Enerji” denmektedir. Bunlara örnek olarak ağaç, atık, jeotermal, rüzgar ve güneş (solar) enerjisi verilebilir.

Yenilenebilir enerji neden önemlidir?

Yenilenebilir enerjiler sağladığı faydalar yüzünden önemlidir. Esas faydaları şunlardır:

Çevresel Faydaları:

Yenilenebilir enerji teknolojileri çevreyi fosil enerji teknolojilerinden daha az etkiler. Çünkü kirleticisi yoktur. Kaynağının bitmesi söz konusu değildir. Her zaman da var olacaktır. Sera etkisi ve küresel ısınma konuları sebebiyle önem verilmesi gerekmektedir.

Gelecek nesillerin de kullanacağı bir enerjidir.

Diğer enerji kaynakları sonlu ve sınırlı iken yenilenebilir enerjiler hiç tükenmezler.

İş ve ekonomi:

Yenilenebilir enerji yatırımlarının çoğu, yüksek maliyetli enerji dış alımları yerine, tesislerin kurulması için malzeme ve insan gücüne yapılır. Yenilenebilir enerji için yapılan yatırımlar yapıldığı yörede kalır, iş ve lokal ekonomiler için enerji kaynağı olur.

Yenilenebilir enerji teknolojileri zaman içinde oldukça gelişmiştir, enerji üreten çoğu ülke yenilenebilir enerji ve teknolojilerini satarak ticari açıklarını kapatmaktadırlar.

Enerji güvenliği: 1970'lerin başında petrol teminindeki zorluklardan sonra, bazı ülkeler yabancı petrole olan bağımlılıklarını azaltma girişimlerinde bulundular. Bazıları da azaltmak yerine dışa bağımlılığı artırarak sürdürdüler. Her iki durum, ülkelerde enerji politikalarının üzerinde oldukça etkili olmuştur.

Enerji verimliliği ve önemi

Enerji verimliliği, aynı işi gerçekleştirmek için daha az enerji kullanmak demektir. Enerjinin daha verimli kullanımı, ev sahiplerinin, okulların, devlet dairelerinin, iş ve endüstriyel çevrelerin enerji kaynaklarına daha az para ödemesi demektir. Enerji için fazladan (gereksiz) harcanan paralar, tüketici ihtiyaçlarına, üretime, eğitim ve diğer hizmetlere harcanabilir. Enerjisi verimli bir ekonomi, fazla enerji kullanılmadan da gelişebilir. Bir ekonomi daha az enerji kullanırsa daha az kirletici üretmiş olur. Çünkü kirlilik ve enerji birbirine sıkıca bağımlıdır. 1999'a kadar enerji kullanımından kaynaklanan sera gazları emisyonunun 1990 seviyesinden %13 daha fazla olduğu rapor edilmiştir.

O dönemde enerji kullanımındaki artış da hemen hemen aynı yüzde ile olmuştur. Eviniz ya da iş yeriniz için ve diğer binalar için enerji verimliliği binanın ısınma, serinleme ve aydınlanması için daha az enerjinin kullanılması demektir. Enerji koruyucu (tasarruf edici) cihazların satın alınması da enerji verimliliğini artırır, bilgisayar ve bina ile ilgili diğer donanımlar gibi. Ev sahipleri ya da iş sahipleri için enerjiye daha az para ödenmesi paranın kazanılması demektir. Enerji departmanları enerjiyi kazanmak isteyen ev sahipleri için bir takım örnek uygulamaları ve enerji verimliliği projelerinin listesini sunmalıdır.

Otomobil ve diğer araçlar için, enerji verimliliği, daha gelişmiş teknolojilerin otomobil üretiminde kullanılmasına imkan sağlanması ve üreticilere bu konularda destek olunmasıdır. Enerjisi verimli araçlar için iki örnek; yakıt hücrelerinin kullanılması ve melez gas-elektrik motorlarının kullanılmasıdır. Yakıt ekonomi rehberi ve araç teknolojisi programları ile daha uygun teknolojileri seçme imkanları tüketiciye sürekli sunulmalıdır.

Temiz enerji kullanımıyla ne kazanılır?

Ev sahibi olarak, yenilenebilir enerji ve enerjisi verimli teknolojileri evinizde ya da otomobilinizde kullanmakla, çevre korunmasına yardım etmiş olacak ve uzun süreli kullanımlarda daha fazla tasarruf edeceksiniz. Küçük bir iş yeri sahibi olarak yenilenebilir enerji ve enerjisi verimli teknolojileri kullanarak, enerji faturanızı ve çevreye olan etkinizi azaltmış olacaksınız. Ayrıca temiz enerjide küçük iş fırsatları vardır. Bir elektrik üreticisi iseniz, elektrik üretmek için çok sayıda yenilenebilir enerji teknolojileri vardır. Bu sayede enerji verimliliğinden siz ve müşterileriniz tasarruf etmiş olursunuz. Bir küçük çiftçi ya da çiftlik sahibi olarak yenilenebilir enerji teknolojileri ve enerji verimliliğini kullanarak paradan tasarruf etmiş olursunuz, yenilenebilir enerjideki tarımsal iş fırsatlarından yararlanabilirsiniz. Bir mucit olarak yenilenebilir enerji teknolojileri ve enerji verimliliği kullanımlarında çeşitli fırsatlar mevcuttur.

Yenilenebilir Enerji ve Tarım

Tarım ürünlerinin atıklarının biyogaz tesislerinde değerlendirilerek elektrik enerjisine, doğalgaza ve komposta dönüşmesi artık mümkün. Bugüne kadar çevre kirliliğine neden olan, koyacak yer bulamadığımız için yakarak doğayı kirlettiğimiz ve yok etmeye çalıştığımız sera atıklarının ve evsel atıklar aslında birer hammadde'dir. Atıkların kâğıt, cam, demir, organik ve evsel atıklar v.s. şeklinde
ayrıştırılarak hammadde olarak kullanılması döviz kaybını önlediği gibi uluslar arası rekabet gücümüzü de arttıracaktır. Çünkü hiçbir kaynak sonsuz değildir ve tüm kaynakları verimli kullanmak gerekir.

BİYOGAZ ÜRETİMİNDE KULLANILABİLECEK ATIKLAR

Hayvancılık atıkları

Zirai atıklar

Orman endüstrisi atıkları

Deri ve tekstil endüstrisi atıkları

Kağıt endüstrisi atıkları

Gıda endüstrisi atıkları (çikolata, maya, süt, içeçek üretimi )

Sebze, meyve, tahıl ve yağ endüstrisi atıkları

Bahçe atıkları

Yemek atıkları

Hayvan gübreleri ( büyükbaş hayvancılık, küçükbaş

hayvancılık, tavukçuluk)

Şeker endüstrisi atıkları

Evsel katı atıklar

Atık su arıtma tesisi atıkları

11 Kasım 2009 Çarşamba

Nükleer tercih israrının ilginç süreci

Yargı Kararı

Odaların açtığı davaya
süreci * yeniden düşündürtecek
ve arkasından yönetmelik değişiklikleri (ile
izlenilmesi gereken hukuki atlamalar) getirtecek
bir karar çıktı.

* nükleer tercihle
ülkeyi görülmemiş fahiş enerji fiyatıyla
(8 dünya ortalaması iken, 16 cent/kw-h)
ekonomik olarak daha da kıskaca alan malum şu son ihale süreçleri

10 Ekim 2009 Cumartesi

Çocuklarımızdan Yetişkin Eğitimi - Uluslararası bir konferanstan

Yetişkin Eğitimi için bir örnek

. Bir çocuğun uluslararası bir konferanstaki (alt yazı çevirili) konuşması ve tüm dünya çocukları için politikacılara çağrısı, kürenin geldiği durumu çok traji-komik bir şekilde özetliyor. http://www.facebook.com/video/video.php?v=148565837557&re...f=nf

Yorumum:
"Hareket sözden daha inandırıcıdır", insanoğlunun dünyaya yaptıklarından bu okunabiliyor, şu hızlı yaşantımızla geri dönülmesi zor-hatalarla dolu bir yoldayız, o yüzden-politikacılar(doğal kaynakları korumalılar), sermaye (tahtipkar-rantçıl yatırım iştahından etik olarak vazgeçmeli) ve her insan (en azından çöplerini ambajlı-organik diye ayrıştırmayla işe başlayablir) yani kendi çapımızda kürenin durumunu hiç öyle kolay görmezlikten gelmeye kalkışmayıp, sorumluluk alsak artık... 10.9.2009

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Baraj inşaatları (67 HES prj!) -Rize-İkizdere Vadisi

Haber-Facebook

20/7/2009

09 Şubat 2009/ Mahkeme Çayeli'ndeki Uzundere I projesi için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Hemşin'deki santrali iptal eden mahkeme "Bu çevre, bu doğa kalkınma uğruna feda edilemez" dedi. İkizdere Cevizlik santrali de iptal edildi; dört santralde durdurma kararı çıktı. Yeni kararlar yolda.

Rize'nin Çayeli ilçesindeki Senoz Vadisi'nde, Karadeniz Enerji adlı firma tarafından inşa edilmekte olan Uzundere I Hidroelektrik Santrali (HES) Projesi'yle ilgili, Rize İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu, "Bir HES inşaatının ister kanal sistemli, ister tünel sistemli olsun doğaya ne şekilde zarar verdiğine kötü yöndeki en güzel örneklerden biri olan bu projenin iptalle sonuçlanacak kararını da dört gözle bekliyoruz" dedi.

Çayeli ilçesinde bir belde ve 12 köyü bünyesinde barındıran 40 kilometrelik Senoz Vadisi üzerinde toplam 150 megawatt gücünde 12 HES yapılması planlanıyordu.

Bunlardan Uzundere 1 ve 2'yle Çataldere 1 ve 2 HES inşaatlarının yapım çalışmalarına başlanmıştı.

Fırtına Vadisi'ne santral yapılması için olur veren ancak söz konusu kendi köyü olunca hayır diyen eski başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın köyü Çataldere de bu bölgede yer alıyor.

Senozlular karardan memnun
Senoz Yöresi Derneği de mahkemenin kararından memnun. Dernek açıklamasında mahkemenin bu kararıyla idarenin çok ciddi çevresel zararlara sebep olan bu tip projelere verdiği "ÇED gerekli değildir" kararlarının keyfi kararlar olduğunu, yerinde görüp incelenmediğini, masa başında kararlar verildiğini saptadığını söylüyor.

Dernek, Doğu Karadeniz Havzası'nın Avrupa'nın acil korunması gereken 100 ekosisteminden, dünyanın 200 ekolojik bölgesinden biri olduğunu, bölgede doğal yaşlı ormanların, dünyanın önemli kuş yollarından birinin, uluslararası sözleşmelerle koruma altında bulunan bitki ve hayvanların bulunduğunu da anımsattı.

Hemşin ve İkizdere'de de davalar sonuçlandı
Avukat Erol Özcan, Hemşin'de yapımı planlanan HES'in iptali için Çamlıhemşin-Hemşin Vakfı(ÇAHEV) ve 138 Hemşinli adına açtıkları davayı kazandıklarını, HES'in iptal edildiğini açıkladı.

Mahkeme gerekçeli kararında şunları yazdı:

" Sürdürülebilir kalkınmayla sürdürebilir çevre birbirine eş olmalı, biri öbürünün üzerinde olmamalı. Milyonlarca yıldır var olan bu çevre, bu doğa, kalkınma uğruna feda edilemez. Esas olan milyonlarca yıldır var olan bu doğanın çevrenin bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İşte bu nedenle idari işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından işlemin iptaline karar verilmiştir."

Rize'de ayrıca yapımına devam edilen İkizdere Cevizlik HES iptal edilirken, Fındıklı Paşalar HES ve Şavşat'ta Papart 1-2-3-4 HES projeleri için de yürütmeyi durdurma kararı verildi. Avukat Okumuşoğlu, İkizdere Dereköy ve Senoz Kayalar için de yürütmeyi durdurma kararı beklediklerini, Maçahel'deki 6 HES projesi için de dava hazırlıklarının devam ettiğini kaydetti. (UCB/TK)

Uğur BİRYOL Rize - BİA Haber Merkezi

http://www.facebook.com/ext/share.php?sid=110703871959&h=6_MsK&u=B305Y&ref=mf

*

Haber-Radikal

Karasu Halkı Direndi, Çevre ve Termik Santral Toplantısı Yapılamadı!

Buğday, 5 Şubat 2009
http://www.bugday.org/article.php?ID=2834

18/06/2009

İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, İkizdere Vadisi'nde yapımı planlanan 19 adet hidroelektrik santralinin (HES) ne ülkeye ne de bölgeye ciddi bir katkısı olacağını söyledi.

RİZE - İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, yaptığı yazılı açıklamada, Doğu Karadeniz’in birçok bölgesinde olduğu gibi Rize’de İkizdere Vadisi’nde çok sayıda HES projesi planlandığını belirtti.

Bölgenin doğal zenginlikleri ayrıntılarıyla göz önüne alınmadan planlanan projelerin bir kısmının inşaatlarına başlanmasıyla ortaya çeşitli sorunlar çıktığını savunan Ekşi, şunları kaydetti: "Günümüzde enerji Türkiye’de ve dünya genelinde en önemli, en stratejik, en hayati meselelerin başında gelmektedir. Bir yandan enerjiyle ilgili tüm meselelerin önemi artarken çevrenin, yeşilin, suyun ve doğanın önemi de katlanarak artmaktadır. Yıllar öncesinin petrol ve doğal gaz üzerine kurulan teorileri yakın zamanda su ve su kaynakları üzerinde yoğunlaşmıştır. Su kaynaklarının bu kadar önem kazandığı günümüzde ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminde mümkün mertebe yararlanılması planlanmaktadır. Bu çerçevede Doğu Karadeniz vadilerinde yaklaşık 67 HES planlanmış, bunlardan bir kısmının inşasının başlatılması ve ÇED’leriyle ilgili meselelerin kamuoyuna yansımasıyla ortaya enerji çevre etkileşimiyle ilgili olarak önemli sosyoekonomik sorunlar çıkmıştır."

..

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Kopenhag İklim Zirvesi

GREENPEACE, 100 EYLEMCİSİ İLE İTALYA’NIN DÖRT BÜYÜK TERMİK SANTRALİNİ BLOKE ETTİ.

Santrallerin bacalarına tırmanan Greenpeace eylemcileri, G8 zirvesi için İtalya’da bulunan liderleri Kopenhag İklim Zirvesi öncesinde harekete geçmeye çağırdı. Eylemciler arasında Türkiye’den de 6 kişi bulunuyor. Türk eylemciler şu anda Porte Tolle’deki termik santralin bacasında eyleme devam ediyorlar.

İstanbul, 8 Temmuz 2009- Dünyanın en güçlü ülkelerinin liderleri İtalya’da bir araya gelirken 100’den fazla Greenpeace eylemcisi ülkenin dört kömürlü termik santralini bloke etti. Eylemciler, G8 ülkelerinin devlet ve hükümet başkanlarına iklim değişikliği konusunda liderlik yapmaları çağrısında bulundu.

Eylemciler sabah saatlerinde ülkenin çeşitli bölgelerinde bulunan Brindisi, Porto Tolle, Marghera ve Savona termik santrallerine girdi ve bacalara tırmandılar. 6 Türk eylemcinin bulunduğu Porto Tolle, İtalya’nın en yüksek ikinci bacasına sahip.

Greenpeace’ten G8 liderlerine acil çağrı

Kısa bir süre önce L’Aquila’da yaşanan deprem, doğal felaketlerin gücü ve verebileceği hasarı gösteren önemli bir örnek olarak hala hafızalarımızda. Bu deprem önlenemedi ama iklim değişikliğini önlemek mümkün. Bu nedenle altı Türk Greenpeace eylemcisi İtalya’da G8’e katılacak dünya liderlerine bir mesaj verdi: Bu duruma müdahale edin ve 2009 Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak BM İklim Toplantısı’nda dünyaya kurtaracak bir anlaşmaya varılması için çaba gösterin!

Kopenhag Toplantısı iklimin kurtarılması için son fırsat

İklim değişikliği insanoğlunun bugüne kadar karşılaştığı en büyük felaket. Bu felaketi önlemek ancak kalıcı bir çözümün üretilmesi ile mümkün. Bu çözümün önündeki en büyük engel ise gelişmiş ülkelerin bu konuda yeterince istekli davranmaması.

Aralık ayında Kopenhag’ ta yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi dünyanın kaderini belirlemek için son fırsat. Bu beş ay içinde, G8 ülkelerinin liderlerinin alacağı kararlar, dünyayı iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinden kurtarabilir.

İtaya’daki eylemlerin ardından konuşan Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi , bu fırsatı değerlendirmek için Kopenhag’da gelişmiş ülkelerin liderliğine ihtiyaç olduğunu söyledi: “İklim değişikliğinin hızı bilimsel araştırma sonuçlarının bile çok ötesine geçti. Bu felaketi durdurabilmek için gelişmiş ülkelerin karbon salımlarını önümüzdeki on yıl içinde, 1990 seviyesine göre %40 oranında azaltmalı. 2050 yılına gelindiğinde ise bu oran sıfır seviyesine inmiş olmalı.”

Bu önlemlerin bile yeterli olmayacağını belirten Dr. Uygar Özesmi, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere destek olması gerektiğini belirtti: “Gelişmekte olan ülkelerin karbonsuz ekonomiye geçişleri ve tropikal ormanların korunması için yıllık 140 milyar dolarlık bir fonun gelişmiş ülkeler tarafından sağlanması gerekiyor. Her yıl savunma harcamalarına bu miktarın on katı para harcanıyor. Dünyadaki vahşi tüketim karşısında esas savunulması gereken yerkürenin kendisi. Bu nedenle dünya liderleri bu konuda sorumluluk almalı ve iklimi kurtarmak için gerekli fonları oluşturmalı” dedi.

Başbakan Erdoğan, Kopenhag’a gitmeli!

Porto Tolle'de eyleme katılan Greenpeace Akdeniz Gönüllüsü Özay Özer ise, eyleme katılma nedeninin Türkiye’nin yanlış enerji politikalarına dikkat çekmek olduğunu söyledi: “Türkiye’nin karbon salımı 1990 seviyesine göre %119 oranında artış gösterdi. Buna rağmen hala 47 tane kömürlü termik santral yapılması planlanıyor. Eğer enerji politikaları bu şekilde devam ederse 2020 yılında Avrupa’nın en çok kirleten ülkesi biz olacağız. Türkiye’nin iklim değişikliği için sorun yaratan bir ülke değil çözümün bir parçası olmasını istiyorum. Bu nedenle, Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak iklim zirvesinde Türkiye’yi Recep Tayyip Erdoğan temsil etmeli ve iklimi kurtaracak bir anlaşmanın oluşturulması için sorumluluk paylaşarak liderlik örneği göstermelidir”.

Çözümün bir parçası olmak için Türkiye’nin yapması gerekenler

Türkiye, geçmişten bu yana sürdürdüğü erteleme politikalarını bir kenara bırakmalı, kalkınma hakkını koruyarak ve var olan kapasitesini kullanarak sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bunun ilk adımı da salım azaltımı için kendine bir hedef belirlemek olacaktır.

Bunun yanı sıra Kopenhag’da oluşturulacak anlaşmada, Türkiye Ek-1 ülkesi olmaya devam etmelidir. Bu gruptaki ülkelerin 2020 yılına kadar hedefi %40’lık salım azaltımı sağlamaktır. Türkiye de bu hedeften hakça ve sürdürülebilir bir çerçevede kendi payına düşen salım azaltımını gerçekleştirmeli ve bunun için öncelikle ve acilen kurulması planlanan 47 kömürlü termik santralinden hemen vazgeçmelidir.

Türkiye, sorun yaratan bir ülke olmaktan çok çözümün bir parçası olmak için çaba göstermeli, uluslararası işbirliğine gitmeli ve çevre konusunda, denge siyaseti yerine güçlü liderlik politikasını benimsemelidir.

Ayrıntılı Bilgi İçin:

Nevin Sungur- Greenpeace Akdeniz İletişim Birimi Yöneticisi: 0532 324 3204

Sinan Fahlioğulları – Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu: 0542 597 87 53

NOT : Bacanın tepesinde bulunan eylemciler ile telefon röportajı yapmak önümüzdeki saatler içinde mümkün olacak.

NOT2: Devam eden eylemlerle ilgili gelişmeler hakkında sizleri haberdar etmeye devam edeceğiz.

29 Haziran 2009 Pazartesi

Endüstriyel- Tıbbi Atık Bertaraf ve Atıktan Enerji Dönüşüm Tesisi

Haber

Endüstriyel-Tıbbi Atık Bertaraf edilmesi ve atıktan enerji dönüşümü konusunda bir tesisin kurulmasına dönük bir şirketin girişimlerine karşılık halkın tepkisi..

http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=11485&tipi=2&sube=7

http://www.facebook.com/video/video.php?v=1088437016817&ref=share

25 Haziran 2009 Perşembe

Şişli Ekolojik pazarı şenliği

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından, Şişli Belediyesi ortaklığıyla kurulan ve denetlenen pazarın geçtiğimiz üç yıl içinde giderek güçlenerek büyümesi, Türkiye’de ekolojik tarımın gelişmesi açısından umut vaad ediyor.


Bomonti’de kurulan %100 Ekolojik Ekolojik Pazar 3. yaşını, doğaya ve sağlığına özen gösteren dostlarıyla birlikte, tam bir şenlik havasında kutlayacak. 27 Haziran’da, Ekolojik Pazar’da konserler verilecek, dans gösterileri yapılacak, bez torba yarışması ve doğal oyuncaklarla oyun atölyesi gerçekleştirilecek.

%100 Ekolojik Pazar’ın 3. yıl kutlamalarında Grup Bulutsuzluk Özlemi’nden Nejat Yavaşoğulları bir resital verecek ve Okay Temiz Ritm Atölyesi vurmalılarla bir performans sergileyecek. Ayşe Uçar’ın dans gösterisi ile katılacağı şenlikte, Slow Food Gençlik Gıda Hareketi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden “Hayatı Poşetleme!” Grubu, doğaya zarar veren naylon torba ve kesekağıdı kullanımını azaltmak amacıyla Bez Torba Dikme Atölyesi de gerçekleştirilecek. Atölyeden sonra yapılacak “En Güzel Bez Torba” yarışmasında en pratik ve en yaratıcı bez torba seçilerek ekolojik pazardan bir şişe organik zeytinyağı ile ödüllendirilecek.

Kurulduğu 2006’dan bugüne ürün çeşitliliği ve kalitesini arttıran Şişli %100 Ekolojik Pazar’da mevsimin tüm taze sebze ve meyvelerinin yanı sıra kozmetikten deterjana, etten tereyağına, diş macunundan tekstil ürünlerine, şalgam suyundan şaraba, pekmezli fındık ezmesinden hurmaya çok geniş bir ürün yelpazesi bulmak mümkün. Pazarcı sayısı ise 200’ün üzerine çıkmış durumda.

Pazarda ekolojinin çeşitli dallarında uzmanlaşmış kişilerle söyleşiler yapılarak müşterilerin sadece midesi değil, ruhu ve aklı da besleniyor. Gelecek nesillere sağlıklı tohumlar, verimli tarım alanları ve temiz su kaynakları bırakma niteliği de taşıyan organik tarım ve ürünleri, Ekolojik Pazar sayesinde tüketiciyle buluşuyor. Buğday Derneği öncülüğü ve kontrolünde, Antalya ve Samsun’da da açılan ekolojik pazarların Türkiye için birer model oluşturarak yaygınlaşması bekleniyor.

Şenlik, her Cumartesi Ekolojik Pazar’ın kurulduğu yerde, İstanbul Şişli Bomonti’de Bomonti Caddesi, Lala Şahin Sokak’ta (eski Tekel bira fabrikasının alt sokağı) gerçekleşecek.


%100 Ekolojik Pazar 3. Yıl Şenlik Programı

10.30 Açılış

Ayşe Uçar dans gösterisi

11.00 %100 Ekolojik Pazar 3. Yıl konuşmaları

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül

Buğday Derneği YK Başkanı Victor Ananias

12.00 Nejat Yavaşoğulları resitali

12.45 Okay Temiz Ritm Atölyesi konseri

13.30 Bez Torba Yarışması ve Ödül Töreni

Şenlikte gerçekleştirilecek atölyeler

9.30-12.00 “Gel Oyna” atölyesi

Topaçların renkli dünyası, topaç çevirme marifetleri, topaç yapma, boyama; akıl- sabır oyunları; balmumu ile neler yapabiliriz, kağıt katlama ve tabii origami ve daha pek çok yaratıcı oyun...

11.00-13.00 “Bez Torba” atölyesi

İTÜ “Hayatı Poşetleme!” Grubu, plastik poşet tüketim çılgınlığına “dur” diyor ve eski t-shirtlerden, kullanılamayan kumaşlardan yaratıcı bez torbalar yaratmaya ve doğa için bir şey yapmaya davet ediyor.

İletişim:

Selma Yılmaz, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

selma@bugday.org Tel: 0212 252 5255

FELSEFE SANAT BEDEN BİLİNÇ ÖZNE DUYGU FİZİK SPiNOZA DELEUZE NiETZSCHE İst Cumhur KOCALAR