Ar-Ge projeleri, İstanbul-Sivas, Araştırma-Geliştirme-Danışmanlık, R&D Research Development

10 Mayıs 2012 Perşembe

KAZ DAĞLARI - ALTIN Madenleri ve doğanın katliamı

  • KAZ DAĞLARI / BU KATLİAMA SEYİRCİ KALMAMAK İÇİN LÜTFEN PAYLAŞALIM!!!

    *Eşsiz doğal kaynakları, endemik bitkileri, mitolojik ve arkeolojik özellikleriyle, ülkemizin önemli tabiat alanlarından birisi ve gezegenimizin İsviçre Alplerinden sonra, ikinci en önemli oksijen deposu olan Kaz Dağları, tüm özelliklerini kaybetme riskiyle baş başa!

    *Kaz Dağlarının kendine özgü köknar ağacı ve 47 endemik bitkisi, 78 nadir bitkisi, 906 bitki türü ve milyonlarca ağaç, orman içi dip bitkileri ve tüm tatlı su kaynaklarıyla birlikte, canlı yaşamı da ciddi tehdit altında.

    *Sadece % 30’luk kısmı milli park ilan edilen Kaz Dağlarının bağrı kazılıyor, kayaları dinamitleniyor, asırlık ağaçları kesiliyor, endemik bitkileri yok ediliyor, yollar yapılıyor, şantiyeler kuruluyor, sondaj alanları açılıyor, toprağına çaresi olmayan zehir sızdırılıyor, suları zehirleniyor, havası karartılıyor!

    *Kaz Dağları’nda daha çok altın, altının yanı sıra, bakır, kurşun, çinko gibi başka madenler aranıyor.

    *Kaz Dağları’nda 250-300 ton altın rezervi olduğu tahmin ediliyor. Toprağın derinliklerinde zerrecikler halinde bulunan bu altının çıkarılması için, toprağın yüzlerce metre kazılması, tonlarca toprağın siyanür ile ayrıştırılması gerekiyor.

    *Topraktan bir gram altının ayrıştırılması için yarım ton su, 175 gram siyanür gerekiyor. Örneğin Bergama’nın Ovacık Köyü’nde işletilen altın madeninde, 1 ton topraktan ortalama 10 gram altın elde edilmektedir ve bugüne kadar 17 ton altın çıkarılmıştır. Bu binlerce ton toprağın kazıldığı, siyanürle ayrıştırıldığı anlamına geliyor.

    *250 ton altının çıkarılabilmesi için; 43.750 ton siyanür, 125 milyon ton su kullanılması ve 250 milyon ton toprağın kazılarak, hallaç pamuğu gibi atılması gerekiyor. Uygulamada ise, 2,5 milyar ton kaya ve toprağın siyanür havuzlarına taşınacağı hesaplanıyor!

    *Bu arada ne kadar ağacın kesileceği, orman altı dip bitkisinin ve endemik bitkinin yok edileceği, hayvan varlığının ne denli zarar göreceği, ne kadar suyun zehirleneceği, ne kadar zeytin ağacının kuruyacağı, kaç dönüm mera alnının yok olacağı ayrıca hesap edilmek durumunda.

    *Yerel halkın sağlık açısından göreceği zararların da ne olacağı bilinmemekte!

    *Yerel turizmin olumsuz etkilenmesi, ekonomik kayıplar, çevresel yıkımın maliyeti de eksi hanesinde yer almakta.

    *Altın çıkarılan bütün alanlarda, geriye siyanür ile zehirlenmiş toprak, ormanı yok edilmiş bir alan, toprağı alınmış dev çukurlar kalıyor.

    *Kaz Dağları bir ölüm kalım mücadelesinde.

    *Dağlar şantiyeye döndü, ağır iş makinelerinin durağı haline geldi.

    *Sanki büyük bir felakete uğramış görüntüsü sergiliyor.

    *Aklını kaybetmişçesine bir saldırının odağı haline geldi; 16 maden şirketi, ‘altına hücum’ deliliğiyle bağrını deşiyor bu eşsiz ve güzel dağın.

    *Cennet olarak bu ulusa bahşedilen Kaz Dağları, bu ülkeyi ve güzellikleri hak etmediğimizi kanıtlarcasına bir saldırıyla, aldırmazlıkla, inatla ve geçici maddi hırslarla cehenneme döndü, dönüyor!

    *Çoktan havası solunamaz, suları içilemez, zeytini hasat edilemez hale geldi.

    *Üstelik bu eşsiz doğa parçası, yasalarla, uluslararası sözleşmelerle, kamu gücüyle ve ülkemizin çıkarları için, halkımızın adına korunmakta(!)

    *Bakın, bu tahribat nasıl başladı;

    *2004 yılında çıkartılan 5177 Sayılı Maden Yasası’nın 7. Maddesi ile tarım alanları ve ormanlar, sit alanları ve su havzaları ile kıyılarda maden aranmasının ve işletilmesinin önü açıldı.

    *Bu yasa ile artık, maden arama faaliyetleri ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin dışında bırakılırken, arzu edilen her yer için, hatta arkeolojik alanlar için dahi, maden arama ruhsatı kolaylıkla alınabilir ve maden çıkartılabilir. ÇED, ancak aranan sahada maden bulunursa, işletme ruhsatı için gündeme geliyor.

    *Bu yasa ve yasada yapılan değişikliklerle birlikte, ormanlar, tarım alanları, mera ve sit alanları, kültürel zenginlikler, millî park, tabiat parkı ve özel koruma alanlarında büyük bir tahribatın önü açılmış oldu, doğal ve coğrafi güzellikler korumasız bırakıldı.

    *Bu yasa sonrasında korumasız kalan Kaz Dağları ya da bir başka maden arama alanında bakın ne gibi tahribatlar oluyor;

    ‘’…Kaz Dağları’nda delikler açılırken, bir sondaj makinesi en az 30 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Bu büyüklükte bir alandaki bütün ağaçlar kesiliyor. Sondaj bir defada bitmiyor, sayısı 100’leri, 300’leri bulabiliyor… Şantiyelerin kurulmasından iş makinelerinin ormana girebilmesi için yol açılmasına kadar çok kapsamlı bir faaliyet gerekmektedir. En azından, (37 adet) arama ruhsatı olan 16 şirket için 16 ayrı şantiye, (yaşam alanları, barakalar vb.), ayrı makine parkı ve yollar gerekiyor. Altın bulunması halinde madenin yıkanması için yapılacak büyük su havuzları da işin çabası (Prof. Dr. Cihan Dura)…’’

    *Kaz Dağlarında, 285 ayrı bölge için arama ruhsatı verildiği biliniyor!

    *Kısacası, adına uygun bir şekilde her karış toprağı ‘kazılan’ ‘Kaz Dağları’, kaderine teslim olmuş bir şekilde, yok edileceği günü bekliyor!

    Çevre Misyonu Platformu /ÇEVREM
    28 Şubat 2012, Salı

    · · Paylaş · 11 Mart


    • Tuhaf Conan ve 281 kişi daha bunu beğendi.
    • 1.162 paylaşım
    • 50 / 69

      • Gül Civelekoğlu Hani maka maymunları varya .ıçları açık.Aynaya baksınlar kendilerine benzetmiişler.
        Salı, 17:41 ·

      • Tolun Cerkes Bunu da yaptılar sonunda demek! Eskiden beri konuşuluyordu kaz dağlarındaki ağaçlar altın için kesilemez deniyordu. Bir ara safça bu işten vaz geçildiğini düşünmüştüm. Demek sessizce doğa katliamı başlamış bile. Bunu durdurmak için şu an ne yapılabilir? Bizim gibi bu haberi paylaşarak belki daha çok kişinin bundan haberdar olmasını sağlarız. Bu işe izin verenlerin şu an ülkemizi yönetenler olduğu açık.
        Salı, 22:34 · · 1

      • Şeref Çelik Yazıklar olsun bunu yapanada ,göz yumanada ...
        Dün, 00:15 ·

      • Nuran Özses belkide bir otel yükselteceklerdir BİRİLERİ .AŞÇAKLAR .
        Dün, 09:49 ·

      • Gokhan Gocmen hukumet halktan guclu olunca bızlerde ancak acıları burdan paylasmak kalır
        Dün, 10:58 ·

      • Gokhan Gocmen bırakın 1 kaz dagını 1000 dag bu hale gelmeden kımsdenın uyanacagı yok
        Dün, 10:59 · · 1

      • Ismail Şahin turkıyede basbakan altın ısıne gırınce cok gorulmez boyle doga katlıamları
        Dün, 14:06 ·

      • Nevzat Salim
        Tüm arkadaslarin söylediklerine gönülden bende katiliyorum.Dünyanin bes kitasinda bulunmus ve oralardsa aylarca yasamis biri olarak söylüyorum,böyle AGAC ve Doga katilleri sadece ve sadece Türkiyede.Ve Dünyada betonu bu kadar cok seven insa...Devamını Gör

        Dün, 15:53 ·

      • Erman şenermen dogayi sevip koruyabilmek oncelikle kendisiyle barisik toplumlarin isidir..
        Dün, 17:09 ·

      • Turgut Gozleveli maksadiniz nedir?odun mu altin mi fakat ne olusa olsun yerine yeni agac dikemiyeceksen bu ormana dokunma lutfen yeteri kadar hasar verdinz
        20 saat önce ·

      • Kaya Gürbüzel
        Tüm dünyada altın arama çıkartama yetkisi 3 ailenin sahibi olduğu uluslar arası holding ve tröstlerin elinde,kendi ülkelerinde uygulayamayacakları acımasız yöntemleri özellikle geri bıraktırımış 3.dünya ülkelerinde özellikle Afrika'da uygul...Devamını Gör

        19 saat önce ·

      • Kaya Gürbüzel Sıra Kazdağları ve Gökçeada'da ama ölümüne bırakmayacağız 6 mayısta Ada'da bir çevre yürüyüşü yaptık ses getirdi isteyen sayfama girerek resimlari görebilır,haydi Kazdağlılar sıra sizde örgütlü mücadelenizde başarılar,yanınızdayız.
        19 saat önce · · 1

      • Zeki Kilic orman bakani yokmuydu?
        18 saat önce ·

      • Atalay Altuğ KAZ DAĞLARI DEĞİL KAZI DAĞLARI OLMUŞ.DOYMAK BİLMEYEN VE GÖZLERİNİ PARA BÜRÜMÜŞ DOĞA DÜŞMANI ŞİRKETİNDE ONA RUHSAT VERENİNDE .........
        18 saat önce · · 1

      • İsmail Yanmaz Kaz Dağları nın yanı sıra, maden uğruna (kömür, mermer, altın, krom vs) başka güzelliklerin katledilmesine de karşı çıkılmalı. Hepimize ait olan bu değerlerin birilerinin para hırsına kurban edilmesine direnmeliyiz. Ayrıca, yabancılara karşı çıkarken, daha hoyratça çalışan yerli şirketlere de aynı kararlılıkla karşı durmalıyız...
        18 saat önce · · 1

      • Yılmaz Kaya Din iman diye diye insanlar kör oldu yeraltı yerüstü kaynakları bitiriyorlar araplaştırılan insanlarımıza çöl lazım.
        18 saat önce · · 1

      • Suat Özönder YUUUUH DİYORUM BU BÖLGEYİ HARABE HALİNE GETİREN ZİHNİYETTEKİ SİSTEME, YUUUUHHHH!!!
        17 saat önce ·

      • Murat Gölgider Kapitalist düzende para her şeyden önce gelir!
        13 saat önce ·

      • Ozan Tan Şerefsizler...! Ağzınıza toprak dolsun...
        12 saat önce ·

      • Ersin Altuntaş Bu görüntülerde de anlaşıldığı üzere, sanırım o bozkır gibi görünen bölgeleri yerleşim birimi haliine dönüştürecekler.!
        11 saat önce ·

      • Ibrahim Demir BEN YAŞAM ALANLARIMI YOK ETTİKTEN SONRA NE YAPAYIM ALATINI PARAYI PULU YAZIK ÇOK YAZIK
        8 saat önce ·

      • Gamze Alper Turan para para para.....
        7 saat önce ·

      • Hasan Gürbüz yazk
        6 saat önce ·

      • Sabri Guler
        Bu yalanlarla nereye kadar gideceksiniz? Burası neresi, hangi altın madeni firması şu anda orada çalışıyor. Sahtekarlıklara başarı diyenler şaşırıyorum. Verdiğiniz rakamların hiç biri doğru değil. İşin garibi kendini aydın görenlerin sorgul...Devamını Gör

        6 saat önce ·

      • Sabri Guler Türkiye'de 13 yıldır Bergamada, 8 yıldır Uşak'ta altın madenciliği var. Dünyada 100 yıldır yapılıyor. Çin'de ABD'de, İngiltere'de, Arabistan'da, Rusya'da... Necip Hablemitoğlu'nu iyi okuyun sahte yeşilciler
        6 saat önce ·

      • Eda Yiğit Kalay Bu resimde olan harabiyeti hiç ama hiç BEĞENMEDİM. Bu hırs artık insanların gözünü bürümüş. Allah gözlerini toprakla doyursun.
        5 saat önce ·

      • Kempka Edmund Guys,this is progress,destroy what is good and nice...
        5 saat önce ·

      • Mustafa Tastan Sadece Kaz Dağları değil, daha birçok dağı delik-deşik ediyorlar, düzlüyorlar. Bu dağ gidince tekrar büyümeyecek, ağaç gibi, sebze gibi. Bir defalık kullanılınca, gelecek nesillere yaşanacak bir dünya kalmayacak. Belkide kapitalistler başka gezegenlerde hayat buldu da, onun için katlediyorlar bu dünyayı.
        5 saat önce ·

      • Murat Balyali Üç kuruş için yapılana bak. Hayatta pek çok şeyi affedebilirim ama ağaç keseni affedemiyorum.
        5 saat önce · · 1

      • Sermet Sünnetcioglu Çocukluğumdan beri Yazlığımız Örenve Arturda geçirdiğm o soğuk ve güzel günleri artık üzülerek anıyorum .Nem oranı çok geceleri Antalya Gibi sıcak Oluyor Körfez Kaz dağlarında artık iklim ve Bitki örtüsü yok oldu .
        5 saat önce ·

      • Rahmi Gumus Bu dagi bu hale getirtenler birgun insallah belalarini bulur doslar...
        4 saat önce ·

      • Dilber Acar Harbek bir insan akciğerlerini kaça satabilir ki??
        4 saat önce · · 1

      • Menderes Özkan su doganinhaline bi bakin hey vijdansizlar namussuzlar teneffüs ettiginiz oksijen bu daglardan .
        4 saat önce ·

      • Simten Üvel yazıklar olsun bunu yapıp yaptıranlara
        3 saat önce ·

      • Rcp Aslnts kunduz bunlar kunduz
        3 saat önce ·

      • Meral Çardak kunduza hakaret olur.bunlara isim bile veremiyorum.kimlerin eline kaldı canım ülkem:((
        2 saat önce ·

      • Ege Goktuna Nasıl bir hırstır bu?
        2 saat önce ·

      • Svl Tprktp Flz ELLERİ KIRILSIN, AÇ SUSUZ HAVASIZ KALSINLAR, ELLERİNDE TONLARCA ALTINLARI OLSUN ...

      • Mustafa Okyay sakarya bilecik bursa arası bütün dağlar ormanlar aynı

      • Özge Baysal isin ucunda para varsa insanlar her turlu cınayeti isleyebiliyorlar... Baslarına yıkılsın serefsizlerin.
        35 dakika önce ·

      • Alirıza Seçik
        Kaz dağlarının eteğinde bir köy. adı "Doyuran" Altınoluk'a giderseniz kahvaltı için mutlaka uğrayın. enfes köy kahvaltısını deniz mansarasıyla birlikte İDA'nın eşsiz koynunda Homerosla, Aşille,promethüsle ya da tanrıların tanrısı Zeusla bi...Devamını Gör

        34 dakika önce ·

      • Arzu Ataç OTEL Mİ YAPCAKLAR NE BU YA
        16 dakika önce ·

      • Cumhur Kocalar ‎- Madenciler ülkelerini kalkındırmak için çalışırken bu doğal çöküşü nasıl göz ardı edebiliyorlar pek anlayamıyorum.
        2 saniye önce ·

      • Cumhur Kocalar Sermaye içinse doğanın pek bir değeri yok, eğer yasalar (?) olmazsaydı, onlar her şeye hükmedebilirlerdi, bu yüzden kapitalizmin salt kar zihniyeti yok edicidir ! Kaybedileni ise, geri döndüremeyeceğimiz gezegenin halinden apaçık belli.
        2 saniye önce ·

      • Cumhur Kocalar ‎[Amerikayı Amerika yapan Madenleri (ve hırslı insanları) olmuştur.] Türkiye ise maden yataklarını aramaktan aciz, ancak 30 m aşağısındakileri çıkarmaya gücümüz yeterken, bazı ülkeler çok daha derinlerde (!) kaynak arayıp, müthiş büyük rezervleri bulup, işletebiliyorlar, bizse fakirliğe talim edip, kaynaklarımızı uzun süreler kiralayıp, yüksek performanslı şirketlere adeta satıyoruz.

        ÇED raporlarına uyulmadıkça israrlı doğa katliamı sürecektir. Halbuki disipinlerarası işbirliği içinde tüm bu arazileri yeniden kazanmak olası.
         
        2 saniye önce ·

ULUSAL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEMİNERİ ve Karbon Tic. - ÇŞB- 19.04.2012

19.04.2012
ULUSAL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEMİNERİ

13 Nisan 2012 tarihinde Bakanlığımız ve Avrupa Birliği (AB) Delegasyonu işbirliği ile Katılım Öncesi Bölgesel Çevre Ağı (RENA) tarafından İstanbul, The Marmara Taksim Otelinde "Türkiye-AB İklim İşbirliği: Fırsatlar, Faydalar ve Zorluklar" başlıklı "Ulusal RENA İklim Eylemi Politika Semineri" düzenlenmiştir.

RENA, Türkiye ve diğer AB aday ülkelerine, Avrupa Birliği’nin iklim ve çevre politikaları ile mevzuatın uyumlaştırılması hususlarında destek sağlayan bir kuruluştur. Bu seminer, iklim alanında AB ile Türkiye arasında işbirliği kurulabilmesi muhtemel faaliyet alanlarının tespiti bağlamında düzenlenmiştir.


Seminerin amacı, iklim değişikliği alanında Türkiye’de ve AB’de iklim değişikliği bağlamında yapılan faaliyetlerin katılımcılara ve basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurarak, bilgi ve deneyim paylaşımının sağlanması ve AB ile iklim eylemi politika alanında işbirliği yapılabilecek alanların tespitidir.

Foruma, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan BAYRAKTAR, Kalkınma Bakanı Cevdet YILMAZ, Avrupa Komisyonu İklim Değişikliği Komisyoneri Connie Hedegoard, Avrupa Komisyonu İklim Eylemi Bölüm Direktörü Laurence Graff konuşmalarıyla katılım sağlamıştır.

Seminer arasında Sayın Bakan Erdoğan Bayraktar ile Sayın Komisyoner Connie Hedegoard tarafından bir basın açıklaması yapılmış ve basından gelen sorular cevaplandırılmıştır. Bu yolla kamuoyunda, iklim değişikliği alanında Türkiye-AB ile işbirliği, karbon ticareti, iklim değişikliği ile mücadele, uyum ve azaltım politikaları konularında farkındalığın artırılması amaçlanmıştır
 
Açılış Konuşmaları
 
Kalkınma Bakanı, Cevdet Yılmaz, ulusal kalkınma çerçevesinde azaltım ve uyum faaliyetlerinin rolü üzerine bir konuşma yapmıştır. 2014 yılında çıkarılacak olan Kalkınma Planı’nda daha çevreci bir yaklaşımla daha yaşanabilir kentler elde edilmesinin planladığını ifade eden Yılmaz, dünya çapında emisyon salınımına ülke olarak katkımızın binde 4 civarında olarak çok düşük olduğunu belirtmiştir.
 
Avrupa Komisyonu İklim Değişikliği Komisyoneri, Connie Hedegoard, iklim değişikliğine karşı erken harekete geçmenin doğuracağı fırsatlardan ve RENA’nın bu anlamda çok işlevsel bir konuma sahip olduğundan bahsetmiştir. Türkiye’nin çevresindeki ülkeler için düşük karbon emisyonlarının sağlanması ve karbon ticareti anlamında iyi bir rol model olabileceğini sözlerine eklemiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanı, Erdoğan Bayraktar, iklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu ve küresel mücadeleyi gerektirdiğini belirterek, konuşmasında iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yapılan işleri tanımlamıştır. İlk olarak hazırlanan “Ulusal İklim Değişikliği Strateji Belgesi” ile ilgili sektörlerde sera gazı emisyonu kontrolü ve iklim değişikliğine uyuma yönelik ilkeler ve stratejik hedeflerin belirlendiğini, bu Strateji Belgesi’nin uygulamaya geçebilmesi için İklim Değişikliği Eylem Planının (İDEP) tamamlandığını belirtmiştir. 


Bakan ayrıca Bakanlıkça tamamlanan İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı’nı dile getirerek, Akdeniz Havzasında yer alan ülkemizin hassas konumu nedeniyle iklim değişikliğine uyum konusuna verilen önemi ifade etmiş, uyum kadar sera gazı emisyonlarının kontrolüne de özen gösterilmesi gerektiğini vurgulamış ve son dönemde iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir iktisadi araç olan karbon ticaretiyle ilgili Türkiye’de önemli işler yapıldığını söylemiştir. 

Özel konumu nedeniyle Kyoto Protokolü’nün emisyon ticareti mekanizmalarından yararlanamayan ülkemizde, Gönüllü Karbon Piyasası’nda çoğu hidroelektrik, rüzgar ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji alanlarında olan 170’in üzerinde proje geliştirildiğini belirten Bayraktar, bu projelerin kayıt altına alınmasına ilişkin Bakanlıkça karbon sicili oluşturulduğunu açıklamıştır.

Bayraktar, 2012 sonrası dönem için karbon piyasasının oluşturulması sürecinde, bu konuda öncü, ülkemizin de içinde bulunduğu ve 25 devletin Dünya Bankası aracılığıyla bir araya gelerek oluşturulan “Karbon Piyasasına Hazırlık Ortaklığı” sayesinde Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu kapasite geliştirme faaliyetleri için hibe kaynaklara erişim imkanına sahip olduğunu ve ülkenin karbon varlıklarının azami değerinden işlem görmesi için gerekli uluslararası işbirliği fırsatlarını yakaladığını vurgulamıştır.
Bakan ayrıca, Bakanlığın sera gazı emisyonlarının takibine yönelik taslak bir yönetmelik hazırladığını, bu yönetmelik ile üretim tesislerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının izlenerek raporlanacağını ve AB emisyon ticareti mevzuatının sera gazı emisyon izleme kısmı ile uyumlaştırılacağını belirtmiştir. Son olarak Bakan Durban Konferansı’nda iklim değişikliğiyle mücadele konusunda tüm ülkeleri bağlayan hukuki bir belgenin 2015 yılına kadar kabul edilmesi ve 2020’de yürürlüğe girmesi kararının alınmasının memnuniyet verici olduğunu belirtmiştir. 
Seminerde Tartışılan Konular
RENA İklim Çalışma Grubu Koordinatörü, Imre Csikos tarafından RENA tanıtılarak, RENA ile iklim kapsamında yürütülen işbirliği anlatılmıştır. RENA’nın AB’ye aday ve adaylık öncesi ülkelere yardım amaçlı olduğunu, farkındalığın arttırılması, iklim konusunda uzmanlardan oluşan platformların kurulması gibi çalışmaları yürüttüğünü belirten Csikos, Türkiye’ye ayrılan bütçenin 465,64 Milyon Euro (%18) olduğunu göstermiştir.
Avrupa Komisyonu İklim Eylemi Bölüm Direktörü, Laurence Graff tarafından ise AB İklim Eylemi kapsamında AB’nin 2050 hedefinin sera gazı emisyonlarının %80-90 oranında azaltılması olduğunu belirten Graff, AB karar-alma sürecinde, çevresel verimliliğin arttırılması, emisyonların azaltılması, piyasa bazlı araçların (karbon ticareti, düşük emisyonlu karbon yatırımları için teşvikler, vb.) üretilmesi, enerji güvenliği, yeşil istihdam, eşitsizliklerin azaltılması gibi konulara odaklanıldığını ifade etmiştir.
Çevre Yönetimi Genel Müdürü Recep Şahin tarafından, Durban Zirvesi sonrası yeşil iklim platformunun kurulduğunu ancak bizim ülke olarak özel konumumuz nedeniyle uyum, teknoloji transferi, kapasite geliştirilmesi ve finansman anlamında herhangi bir destek alamadığımızı belirten Şahin, bu alanda 2015 öncesi müzakerelerin sürdürüldüğünü ifade etmiştir.


Avrupa Komisyonu İklim Eylemi Bölüm Direktörü, Laurence Graff tarafından, AB’ndeki Karbon Piyasası’ndan bahsedilmiş, bu kapsamda kota ticareti, karbon piyasası araçları, ekonomik fırsatlar ve çevresel etkileri aktarılmıştır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Şube Müdürü Mehrali Ecer, AB’de emisyon ticaret sisteminin (ETS) çok gelişmiş olduğunu, ülkemizde ise bu işin Gönüllü Karbon Piyasaları ile yürütüldüğünü belirtmiştir. İlk projenin 2005 yılında yapıldığını ve bugüne kadar 178 adet proje olduğunu ifade eden Ecer, daha sonra yapılan çalışmaları aktarmıştır. “Karbon Piyasalarında Ulusal Deneyim ve Geleceğe Bakış” konulu bir yayınımızın olduğunu söyleyen Ecer, sicil kayıt sistemi ile gönüllü piyasası olup da sicil kayıt sistemi olan tek ülke olduğumuzu belirtmiştir. Sera gazı emisyonlarının takibi hakkında yönetmelik hazırlandığını ifade eden Ecer,şu an Başbakanlıkta olan yönetmelik ile MRV (izleme-raporlama-doğrulama) sisteminin geleceğini söylemiştir. Bakanlığın, Kyoto Protokolü kapsamında, sera gazı azaltımıyla ilgili bir IPA projesi olduğunu belirten Ecer, ülkemizin önceliğinin emisyonları izlemek, kayıt altına almak ve böylece emisyonları kontrol etmek olduğunu vurgulamıştır.
 

11 Ekim 2010 Pazartesi

Enerji Verimliliği, Tarım, Biyogaz, Temiz enerji

Kaynak: İnternet
http://www.taryat.gov.tr/bilgibank/YenilenebilirEnerjiKaynaklari.pdf

Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği

Enerji için günümüzde birçok ülkede ağırlıklı olarak hala fosil yakıtlar olarak nitelendirdiğimiz kömür, petrol ve doğalgaz kullanılmaktadır. Ancak bu kaynakların rezervi dünyadaki enerji sarfiyatına bağlı olarak sürekli azalma eğilimindedir ve bu nedenle fiyatları devamlı yükselmektedir.

Kaynağı tükenmekte olan fosil yakıtlardan farklı olarak, esasında tükenmeyen kaynaklardan üretilen enerjiye “Yenilenebilir Enerji” denmektedir. Bunlara örnek olarak ağaç, atık, jeotermal, rüzgar ve güneş (solar) enerjisi verilebilir.

Yenilenebilir enerji neden önemlidir?

Yenilenebilir enerjiler sağladığı faydalar yüzünden önemlidir. Esas faydaları şunlardır:

Çevresel Faydaları:

Yenilenebilir enerji teknolojileri çevreyi fosil enerji teknolojilerinden daha az etkiler. Çünkü kirleticisi yoktur. Kaynağının bitmesi söz konusu değildir. Her zaman da var olacaktır. Sera etkisi ve küresel ısınma konuları sebebiyle önem verilmesi gerekmektedir.

Gelecek nesillerin de kullanacağı bir enerjidir.

Diğer enerji kaynakları sonlu ve sınırlı iken yenilenebilir enerjiler hiç tükenmezler.

İş ve ekonomi:

Yenilenebilir enerji yatırımlarının çoğu, yüksek maliyetli enerji dış alımları yerine, tesislerin kurulması için malzeme ve insan gücüne yapılır. Yenilenebilir enerji için yapılan yatırımlar yapıldığı yörede kalır, iş ve lokal ekonomiler için enerji kaynağı olur.

Yenilenebilir enerji teknolojileri zaman içinde oldukça gelişmiştir, enerji üreten çoğu ülke yenilenebilir enerji ve teknolojilerini satarak ticari açıklarını kapatmaktadırlar.

Enerji güvenliği: 1970'lerin başında petrol teminindeki zorluklardan sonra, bazı ülkeler yabancı petrole olan bağımlılıklarını azaltma girişimlerinde bulundular. Bazıları da azaltmak yerine dışa bağımlılığı artırarak sürdürdüler. Her iki durum, ülkelerde enerji politikalarının üzerinde oldukça etkili olmuştur.

Enerji verimliliği ve önemi

Enerji verimliliği, aynı işi gerçekleştirmek için daha az enerji kullanmak demektir. Enerjinin daha verimli kullanımı, ev sahiplerinin, okulların, devlet dairelerinin, iş ve endüstriyel çevrelerin enerji kaynaklarına daha az para ödemesi demektir. Enerji için fazladan (gereksiz) harcanan paralar, tüketici ihtiyaçlarına, üretime, eğitim ve diğer hizmetlere harcanabilir. Enerjisi verimli bir ekonomi, fazla enerji kullanılmadan da gelişebilir. Bir ekonomi daha az enerji kullanırsa daha az kirletici üretmiş olur. Çünkü kirlilik ve enerji birbirine sıkıca bağımlıdır. 1999'a kadar enerji kullanımından kaynaklanan sera gazları emisyonunun 1990 seviyesinden %13 daha fazla olduğu rapor edilmiştir.

O dönemde enerji kullanımındaki artış da hemen hemen aynı yüzde ile olmuştur. Eviniz ya da iş yeriniz için ve diğer binalar için enerji verimliliği binanın ısınma, serinleme ve aydınlanması için daha az enerjinin kullanılması demektir. Enerji koruyucu (tasarruf edici) cihazların satın alınması da enerji verimliliğini artırır, bilgisayar ve bina ile ilgili diğer donanımlar gibi. Ev sahipleri ya da iş sahipleri için enerjiye daha az para ödenmesi paranın kazanılması demektir. Enerji departmanları enerjiyi kazanmak isteyen ev sahipleri için bir takım örnek uygulamaları ve enerji verimliliği projelerinin listesini sunmalıdır.

Otomobil ve diğer araçlar için, enerji verimliliği, daha gelişmiş teknolojilerin otomobil üretiminde kullanılmasına imkan sağlanması ve üreticilere bu konularda destek olunmasıdır. Enerjisi verimli araçlar için iki örnek; yakıt hücrelerinin kullanılması ve melez gas-elektrik motorlarının kullanılmasıdır. Yakıt ekonomi rehberi ve araç teknolojisi programları ile daha uygun teknolojileri seçme imkanları tüketiciye sürekli sunulmalıdır.

Temiz enerji kullanımıyla ne kazanılır?

Ev sahibi olarak, yenilenebilir enerji ve enerjisi verimli teknolojileri evinizde ya da otomobilinizde kullanmakla, çevre korunmasına yardım etmiş olacak ve uzun süreli kullanımlarda daha fazla tasarruf edeceksiniz. Küçük bir iş yeri sahibi olarak yenilenebilir enerji ve enerjisi verimli teknolojileri kullanarak, enerji faturanızı ve çevreye olan etkinizi azaltmış olacaksınız. Ayrıca temiz enerjide küçük iş fırsatları vardır. Bir elektrik üreticisi iseniz, elektrik üretmek için çok sayıda yenilenebilir enerji teknolojileri vardır. Bu sayede enerji verimliliğinden siz ve müşterileriniz tasarruf etmiş olursunuz. Bir küçük çiftçi ya da çiftlik sahibi olarak yenilenebilir enerji teknolojileri ve enerji verimliliğini kullanarak paradan tasarruf etmiş olursunuz, yenilenebilir enerjideki tarımsal iş fırsatlarından yararlanabilirsiniz. Bir mucit olarak yenilenebilir enerji teknolojileri ve enerji verimliliği kullanımlarında çeşitli fırsatlar mevcuttur.

Yenilenebilir Enerji ve Tarım

Tarım ürünlerinin atıklarının biyogaz tesislerinde değerlendirilerek elektrik enerjisine, doğalgaza ve komposta dönüşmesi artık mümkün. Bugüne kadar çevre kirliliğine neden olan, koyacak yer bulamadığımız için yakarak doğayı kirlettiğimiz ve yok etmeye çalıştığımız sera atıklarının ve evsel atıklar aslında birer hammadde'dir. Atıkların kâğıt, cam, demir, organik ve evsel atıklar v.s. şeklinde
ayrıştırılarak hammadde olarak kullanılması döviz kaybını önlediği gibi uluslar arası rekabet gücümüzü de arttıracaktır. Çünkü hiçbir kaynak sonsuz değildir ve tüm kaynakları verimli kullanmak gerekir.

BİYOGAZ ÜRETİMİNDE KULLANILABİLECEK ATIKLAR

Hayvancılık atıkları

Zirai atıklar

Orman endüstrisi atıkları

Deri ve tekstil endüstrisi atıkları

Kağıt endüstrisi atıkları

Gıda endüstrisi atıkları (çikolata, maya, süt, içeçek üretimi )

Sebze, meyve, tahıl ve yağ endüstrisi atıkları

Bahçe atıkları

Yemek atıkları

Hayvan gübreleri ( büyükbaş hayvancılık, küçükbaş

hayvancılık, tavukçuluk)

Şeker endüstrisi atıkları

Evsel katı atıklar

Atık su arıtma tesisi atıkları

11 Kasım 2009 Çarşamba

Nükleer tercih israrının ilginç süreci

Yargı Kararı

Odaların açtığı davaya
süreci * yeniden düşündürtecek
ve arkasından yönetmelik değişiklikleri (ile
izlenilmesi gereken hukuki atlamalar) getirtecek
bir karar çıktı.

* nükleer tercihle
ülkeyi görülmemiş fahiş enerji fiyatıyla
(8 dünya ortalaması iken, 16 cent/kw-h)
ekonomik olarak daha da kıskaca alan malum şu son ihale süreçleri

10 Ekim 2009 Cumartesi

Çocuklarımızdan Yetişkin Eğitimi - Uluslararası bir konferanstan

Yetişkin Eğitimi için bir örnek

. Bir çocuğun uluslararası bir konferanstaki (alt yazı çevirili) konuşması ve tüm dünya çocukları için politikacılara çağrısı, kürenin geldiği durumu çok traji-komik bir şekilde özetliyor. http://www.facebook.com/video/video.php?v=148565837557&re...f=nf

Yorumum:
"Hareket sözden daha inandırıcıdır", insanoğlunun dünyaya yaptıklarından bu okunabiliyor, şu hızlı yaşantımızla geri dönülmesi zor-hatalarla dolu bir yoldayız, o yüzden-politikacılar(doğal kaynakları korumalılar), sermaye (tahtipkar-rantçıl yatırım iştahından etik olarak vazgeçmeli) ve her insan (en azından çöplerini ambajlı-organik diye ayrıştırmayla işe başlayablir) yani kendi çapımızda kürenin durumunu hiç öyle kolay görmezlikten gelmeye kalkışmayıp, sorumluluk alsak artık... 10.9.2009

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Baraj inşaatları (67 HES prj!) -Rize-İkizdere Vadisi

Haber-Facebook

20/7/2009

09 Şubat 2009/ Mahkeme Çayeli'ndeki Uzundere I projesi için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Hemşin'deki santrali iptal eden mahkeme "Bu çevre, bu doğa kalkınma uğruna feda edilemez" dedi. İkizdere Cevizlik santrali de iptal edildi; dört santralde durdurma kararı çıktı. Yeni kararlar yolda.

Rize'nin Çayeli ilçesindeki Senoz Vadisi'nde, Karadeniz Enerji adlı firma tarafından inşa edilmekte olan Uzundere I Hidroelektrik Santrali (HES) Projesi'yle ilgili, Rize İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu, "Bir HES inşaatının ister kanal sistemli, ister tünel sistemli olsun doğaya ne şekilde zarar verdiğine kötü yöndeki en güzel örneklerden biri olan bu projenin iptalle sonuçlanacak kararını da dört gözle bekliyoruz" dedi.

Çayeli ilçesinde bir belde ve 12 köyü bünyesinde barındıran 40 kilometrelik Senoz Vadisi üzerinde toplam 150 megawatt gücünde 12 HES yapılması planlanıyordu.

Bunlardan Uzundere 1 ve 2'yle Çataldere 1 ve 2 HES inşaatlarının yapım çalışmalarına başlanmıştı.

Fırtına Vadisi'ne santral yapılması için olur veren ancak söz konusu kendi köyü olunca hayır diyen eski başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın köyü Çataldere de bu bölgede yer alıyor.

Senozlular karardan memnun
Senoz Yöresi Derneği de mahkemenin kararından memnun. Dernek açıklamasında mahkemenin bu kararıyla idarenin çok ciddi çevresel zararlara sebep olan bu tip projelere verdiği "ÇED gerekli değildir" kararlarının keyfi kararlar olduğunu, yerinde görüp incelenmediğini, masa başında kararlar verildiğini saptadığını söylüyor.

Dernek, Doğu Karadeniz Havzası'nın Avrupa'nın acil korunması gereken 100 ekosisteminden, dünyanın 200 ekolojik bölgesinden biri olduğunu, bölgede doğal yaşlı ormanların, dünyanın önemli kuş yollarından birinin, uluslararası sözleşmelerle koruma altında bulunan bitki ve hayvanların bulunduğunu da anımsattı.

Hemşin ve İkizdere'de de davalar sonuçlandı
Avukat Erol Özcan, Hemşin'de yapımı planlanan HES'in iptali için Çamlıhemşin-Hemşin Vakfı(ÇAHEV) ve 138 Hemşinli adına açtıkları davayı kazandıklarını, HES'in iptal edildiğini açıkladı.

Mahkeme gerekçeli kararında şunları yazdı:

" Sürdürülebilir kalkınmayla sürdürebilir çevre birbirine eş olmalı, biri öbürünün üzerinde olmamalı. Milyonlarca yıldır var olan bu çevre, bu doğa, kalkınma uğruna feda edilemez. Esas olan milyonlarca yıldır var olan bu doğanın çevrenin bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İşte bu nedenle idari işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından işlemin iptaline karar verilmiştir."

Rize'de ayrıca yapımına devam edilen İkizdere Cevizlik HES iptal edilirken, Fındıklı Paşalar HES ve Şavşat'ta Papart 1-2-3-4 HES projeleri için de yürütmeyi durdurma kararı verildi. Avukat Okumuşoğlu, İkizdere Dereköy ve Senoz Kayalar için de yürütmeyi durdurma kararı beklediklerini, Maçahel'deki 6 HES projesi için de dava hazırlıklarının devam ettiğini kaydetti. (UCB/TK)

Uğur BİRYOL Rize - BİA Haber Merkezi

http://www.facebook.com/ext/share.php?sid=110703871959&h=6_MsK&u=B305Y&ref=mf

*

Haber-Radikal

Karasu Halkı Direndi, Çevre ve Termik Santral Toplantısı Yapılamadı!

Buğday, 5 Şubat 2009
http://www.bugday.org/article.php?ID=2834

18/06/2009

İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, İkizdere Vadisi'nde yapımı planlanan 19 adet hidroelektrik santralinin (HES) ne ülkeye ne de bölgeye ciddi bir katkısı olacağını söyledi.

RİZE - İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, yaptığı yazılı açıklamada, Doğu Karadeniz’in birçok bölgesinde olduğu gibi Rize’de İkizdere Vadisi’nde çok sayıda HES projesi planlandığını belirtti.

Bölgenin doğal zenginlikleri ayrıntılarıyla göz önüne alınmadan planlanan projelerin bir kısmının inşaatlarına başlanmasıyla ortaya çeşitli sorunlar çıktığını savunan Ekşi, şunları kaydetti: "Günümüzde enerji Türkiye’de ve dünya genelinde en önemli, en stratejik, en hayati meselelerin başında gelmektedir. Bir yandan enerjiyle ilgili tüm meselelerin önemi artarken çevrenin, yeşilin, suyun ve doğanın önemi de katlanarak artmaktadır. Yıllar öncesinin petrol ve doğal gaz üzerine kurulan teorileri yakın zamanda su ve su kaynakları üzerinde yoğunlaşmıştır. Su kaynaklarının bu kadar önem kazandığı günümüzde ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminde mümkün mertebe yararlanılması planlanmaktadır. Bu çerçevede Doğu Karadeniz vadilerinde yaklaşık 67 HES planlanmış, bunlardan bir kısmının inşasının başlatılması ve ÇED’leriyle ilgili meselelerin kamuoyuna yansımasıyla ortaya enerji çevre etkileşimiyle ilgili olarak önemli sosyoekonomik sorunlar çıkmıştır."

..

FELSEFE SANAT BEDEN BİLİNÇ ÖZNE DUYGU FİZİK SPiNOZA DELEUZE NiETZSCHE İst Cumhur KOCALAR