- KAZ DAĞLARI / BU KATLİAMA SEYİRCİ KALMAMAK İÇİN LÜTFEN PAYLAŞALIM!!!
*Eşsiz doğal kaynakları, endemik bitkileri, mitolojik ve arkeolojik özellikleriyle, ülkemizin önemli tabiat alanlarından birisi ve gezegenimizin İsviçre Alplerinden sonra, ikinci en önemli oksijen deposu olan Kaz Dağları, tüm özelliklerini kaybetme riskiyle baş başa!
*Kaz Dağlarının kendine özgü köknar ağacı ve 47 endemik bitkisi, 78 nadir bitkisi, 906 bitki türü ve milyonlarca ağaç, orman içi dip bitkileri ve tüm tatlı su kaynaklarıyla birlikte, canlı yaşamı da ciddi tehdit altında.
*Sadece % 30’luk kısmı milli park ilan edilen Kaz Dağlarının bağrı kazılıyor, kayaları dinamitleniyor, asırlık ağaçları kesiliyor, endemik bitkileri yok ediliyor, yollar yapılıyor, şantiyeler kuruluyor, sondaj alanları açılıyor, toprağına çaresi olmayan zehir sızdırılıyor, suları zehirleniyor, havası karartılıyor!
*Kaz Dağları’nda daha çok altın, altının yanı sıra, bakır, kurşun, çinko gibi başka madenler aranıyor.
*Kaz Dağları’nda 250-300 ton altın rezervi olduğu tahmin ediliyor. Toprağın derinliklerinde zerrecikler halinde bulunan bu altının çıkarılması için, toprağın yüzlerce metre kazılması, tonlarca toprağın siyanür ile ayrıştırılması gerekiyor.
*Topraktan bir gram altının ayrıştırılması için yarım ton su, 175 gram siyanür gerekiyor. Örneğin Bergama’nın Ovacık Köyü’nde işletilen altın madeninde, 1 ton topraktan ortalama 10 gram altın elde edilmektedir ve bugüne kadar 17 ton altın çıkarılmıştır. Bu binlerce ton toprağın kazıldığı, siyanürle ayrıştırıldığı anlamına geliyor.
*250 ton altının çıkarılabilmesi için; 43.750 ton siyanür, 125 milyon ton su kullanılması ve 250 milyon ton toprağın kazılarak, hallaç pamuğu gibi atılması gerekiyor. Uygulamada ise, 2,5 milyar ton kaya ve toprağın siyanür havuzlarına taşınacağı hesaplanıyor!
*Bu arada ne kadar ağacın kesileceği, orman altı dip bitkisinin ve endemik bitkinin yok edileceği, hayvan varlığının ne denli zarar göreceği, ne kadar suyun zehirleneceği, ne kadar zeytin ağacının kuruyacağı, kaç dönüm mera alnının yok olacağı ayrıca hesap edilmek durumunda.
*Yerel halkın sağlık açısından göreceği zararların da ne olacağı bilinmemekte!
*Yerel turizmin olumsuz etkilenmesi, ekonomik kayıplar, çevresel yıkımın maliyeti de eksi hanesinde yer almakta.
*Altın çıkarılan bütün alanlarda, geriye siyanür ile zehirlenmiş toprak, ormanı yok edilmiş bir alan, toprağı alınmış dev çukurlar kalıyor.
*Kaz Dağları bir ölüm kalım mücadelesinde.
*Dağlar şantiyeye döndü, ağır iş makinelerinin durağı haline geldi.
*Sanki büyük bir felakete uğramış görüntüsü sergiliyor.
*Aklını kaybetmişçesine bir saldırının odağı haline geldi; 16 maden şirketi, ‘altına hücum’ deliliğiyle bağrını deşiyor bu eşsiz ve güzel dağın.
*Cennet olarak bu ulusa bahşedilen Kaz Dağları, bu ülkeyi ve güzellikleri hak etmediğimizi kanıtlarcasına bir saldırıyla, aldırmazlıkla, inatla ve geçici maddi hırslarla cehenneme döndü, dönüyor!
*Çoktan havası solunamaz, suları içilemez, zeytini hasat edilemez hale geldi.
*Üstelik bu eşsiz doğa parçası, yasalarla, uluslararası sözleşmelerle, kamu gücüyle ve ülkemizin çıkarları için, halkımızın adına korunmakta(!)
*Bakın, bu tahribat nasıl başladı;
*2004 yılında çıkartılan 5177 Sayılı Maden Yasası’nın 7. Maddesi ile tarım alanları ve ormanlar, sit alanları ve su havzaları ile kıyılarda maden aranmasının ve işletilmesinin önü açıldı.
*Bu yasa ile artık, maden arama faaliyetleri ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin dışında bırakılırken, arzu edilen her yer için, hatta arkeolojik alanlar için dahi, maden arama ruhsatı kolaylıkla alınabilir ve maden çıkartılabilir. ÇED, ancak aranan sahada maden bulunursa, işletme ruhsatı için gündeme geliyor.
*Bu yasa ve yasada yapılan değişikliklerle birlikte, ormanlar, tarım alanları, mera ve sit alanları, kültürel zenginlikler, millî park, tabiat parkı ve özel koruma alanlarında büyük bir tahribatın önü açılmış oldu, doğal ve coğrafi güzellikler korumasız bırakıldı.
*Bu yasa sonrasında korumasız kalan Kaz Dağları ya da bir başka maden arama alanında bakın ne gibi tahribatlar oluyor;
‘’…Kaz Dağları’nda delikler açılırken, bir sondaj makinesi en az 30 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Bu büyüklükte bir alandaki bütün ağaçlar kesiliyor. Sondaj bir defada bitmiyor, sayısı 100’leri, 300’leri bulabiliyor… Şantiyelerin kurulmasından iş makinelerinin ormana girebilmesi için yol açılmasına kadar çok kapsamlı bir faaliyet gerekmektedir. En azından, (37 adet) arama ruhsatı olan 16 şirket için 16 ayrı şantiye, (yaşam alanları, barakalar vb.), ayrı makine parkı ve yollar gerekiyor. Altın bulunması halinde madenin yıkanması için yapılacak büyük su havuzları da işin çabası (Prof. Dr. Cihan Dura)…’’
*Kaz Dağlarında, 285 ayrı bölge için arama ruhsatı verildiği biliniyor!
*Kısacası, adına uygun bir şekilde her karış toprağı ‘kazılan’ ‘Kaz Dağları’, kaderine teslim olmuş bir şekilde, yok edileceği günü bekliyor!
Çevre Misyonu Platformu /ÇEVREM
28 Şubat 2012, Salı
— Esmer Dergisii, Poyraz Vurgun, Mehmet Nuri Parmaksız, Zuhal Esmeramin Şahin, Datca Sanat, Fatma Ozkurt, Ahmet Kılıç, İsmet Arslan, Döndü Açıkgöz, Ahmet Canbaba, Nazan Pamuk, Ahmet Özdemir, Akman Gedik, Haydar Akboga, Datça Belediyesi, Ahmet Dümrül, Dilruba Nuray Erenler, Tuncer Cucenoglu, Fevzi Günenç, Bülent Güldal, Öner Yağcı, Tamer Uysal, Gülsüm Cengiz, Gülderen Canyurt, Mazhar Alphan, Hüseyin Alemdar, Murat Güreş ve Mansur Ekmekçi ile birlikte.
10 Mayıs 2012 Perşembe
KAZ DAĞLARI - ALTIN Madenleri ve doğanın katliamı
ULUSAL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEMİNERİ ve Karbon Tic. - ÇŞB- 19.04.2012
ULUSAL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEMİNERİ
13 Nisan 2012 tarihinde Bakanlığımız ve Avrupa Birliği (AB) Delegasyonu işbirliği ile Katılım Öncesi Bölgesel Çevre Ağı (RENA) tarafından İstanbul, The Marmara Taksim Otelinde "Türkiye-AB İklim İşbirliği: Fırsatlar, Faydalar ve Zorluklar" başlıklı "Ulusal RENA İklim Eylemi Politika Semineri" düzenlenmiştir.
RENA, Türkiye ve diğer AB aday ülkelerine, Avrupa Birliği’nin iklim ve çevre politikaları ile mevzuatın uyumlaştırılması hususlarında destek sağlayan bir kuruluştur. Bu seminer, iklim alanında AB ile Türkiye arasında işbirliği kurulabilmesi muhtemel faaliyet alanlarının tespiti bağlamında düzenlenmiştir.
Foruma, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan BAYRAKTAR, Kalkınma Bakanı Cevdet YILMAZ, Avrupa Komisyonu İklim Değişikliği Komisyoneri Connie Hedegoard, Avrupa Komisyonu İklim Eylemi Bölüm Direktörü Laurence Graff konuşmalarıyla katılım sağlamıştır.
Seminer arasında Sayın Bakan Erdoğan Bayraktar ile Sayın Komisyoner Connie Hedegoard tarafından bir basın açıklaması yapılmış ve basından gelen sorular cevaplandırılmıştır. Bu yolla kamuoyunda, iklim değişikliği alanında Türkiye-AB ile işbirliği, karbon ticareti, iklim değişikliği ile mücadele, uyum ve azaltım politikaları konularında farkındalığın artırılması amaçlanmıştır
Çevre ve Şehircilik Bakanı, Erdoğan Bayraktar, iklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu ve küresel mücadeleyi gerektirdiğini belirterek, konuşmasında iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yapılan işleri tanımlamıştır. İlk olarak hazırlanan “Ulusal İklim Değişikliği Strateji Belgesi” ile ilgili sektörlerde sera gazı emisyonu kontrolü ve iklim değişikliğine uyuma yönelik ilkeler ve stratejik hedeflerin belirlendiğini, bu Strateji Belgesi’nin uygulamaya geçebilmesi için İklim Değişikliği Eylem Planının (İDEP) tamamlandığını belirtmiştir.
Bakan ayrıca Bakanlıkça tamamlanan İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı’nı dile getirerek, Akdeniz Havzasında yer alan ülkemizin hassas konumu nedeniyle iklim değişikliğine uyum konusuna verilen önemi ifade etmiş, uyum kadar sera gazı emisyonlarının kontrolüne de özen gösterilmesi gerektiğini vurgulamış ve son dönemde iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir iktisadi araç olan karbon ticaretiyle ilgili Türkiye’de önemli işler yapıldığını söylemiştir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Şube Müdürü Mehrali Ecer, AB’de emisyon ticaret sisteminin (ETS) çok gelişmiş olduğunu, ülkemizde ise bu işin Gönüllü Karbon Piyasaları ile yürütüldüğünü belirtmiştir. İlk projenin 2005 yılında yapıldığını ve bugüne kadar 178 adet proje olduğunu ifade eden Ecer, daha sonra yapılan çalışmaları aktarmıştır. “Karbon Piyasalarında Ulusal Deneyim ve Geleceğe Bakış” konulu bir yayınımızın olduğunu söyleyen Ecer, sicil kayıt sistemi ile gönüllü piyasası olup da sicil kayıt sistemi olan tek ülke olduğumuzu belirtmiştir. Sera gazı emisyonlarının takibi hakkında yönetmelik hazırlandığını ifade eden Ecer,şu an Başbakanlıkta olan yönetmelik ile MRV (izleme-raporlama-doğrulama) sisteminin geleceğini söylemiştir. Bakanlığın, Kyoto Protokolü kapsamında, sera gazı azaltımıyla ilgili bir IPA projesi olduğunu belirten Ecer, ülkemizin önceliğinin emisyonları izlemek, kayıt altına almak ve böylece emisyonları kontrol etmek olduğunu vurgulamıştır.
11 Ekim 2010 Pazartesi
Enerji Verimliliği, Tarım, Biyogaz, Temiz enerji
http://www.taryat.gov.tr/bilgibank/YenilenebilirEnerjiKaynaklari.pdf
Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği
Enerji için günümüzde birçok ülkede ağırlıklı olarak hala fosil yakıtlar olarak nitelendirdiğimiz kömür, petrol ve doğalgaz kullanılmaktadır. Ancak bu kaynakların rezervi dünyadaki enerji sarfiyatına bağlı olarak sürekli azalma eğilimindedir ve bu nedenle fiyatları devamlı yükselmektedir.
Kaynağı tükenmekte olan fosil yakıtlardan farklı olarak, esasında tükenmeyen kaynaklardan üretilen enerjiye “Yenilenebilir Enerji” denmektedir. Bunlara örnek olarak ağaç, atık, jeotermal, rüzgar ve güneş (solar) enerjisi verilebilir.
Yenilenebilir enerji neden önemlidir?
Yenilenebilir enerjiler sağladığı faydalar yüzünden önemlidir. Esas faydaları şunlardır:
Çevresel Faydaları:
Yenilenebilir enerji teknolojileri çevreyi fosil enerji teknolojilerinden daha az etkiler. Çünkü kirleticisi yoktur. Kaynağının bitmesi söz konusu değildir. Her zaman da var olacaktır. Sera etkisi ve küresel ısınma konuları sebebiyle önem verilmesi gerekmektedir.
Gelecek nesillerin de kullanacağı bir enerjidir.
Diğer enerji kaynakları sonlu ve sınırlı iken yenilenebilir enerjiler hiç tükenmezler.
İş ve ekonomi:
Yenilenebilir enerji yatırımlarının çoğu, yüksek maliyetli enerji dış alımları yerine, tesislerin kurulması için malzeme ve insan gücüne yapılır. Yenilenebilir enerji için yapılan yatırımlar yapıldığı yörede kalır, iş ve lokal ekonomiler için enerji kaynağı olur.
Yenilenebilir enerji teknolojileri zaman içinde oldukça gelişmiştir, enerji üreten çoğu ülke yenilenebilir enerji ve teknolojilerini satarak ticari açıklarını kapatmaktadırlar.
Enerji güvenliği: 1970'lerin başında petrol teminindeki zorluklardan sonra, bazı ülkeler yabancı petrole olan bağımlılıklarını azaltma girişimlerinde bulundular. Bazıları da azaltmak yerine dışa bağımlılığı artırarak sürdürdüler. Her iki durum, ülkelerde enerji politikalarının üzerinde oldukça etkili olmuştur.
Enerji verimliliği ve önemi
Enerji verimliliği, aynı işi gerçekleştirmek için daha az enerji kullanmak demektir. Enerjinin daha verimli kullanımı, ev sahiplerinin, okulların, devlet dairelerinin, iş ve endüstriyel çevrelerin enerji kaynaklarına daha az para ödemesi demektir. Enerji için fazladan (gereksiz) harcanan paralar, tüketici ihtiyaçlarına, üretime, eğitim ve diğer hizmetlere harcanabilir. Enerjisi verimli bir ekonomi, fazla enerji kullanılmadan da gelişebilir. Bir ekonomi daha az enerji kullanırsa daha az kirletici üretmiş olur. Çünkü kirlilik ve enerji birbirine sıkıca bağımlıdır. 1999'a kadar enerji kullanımından kaynaklanan sera gazları emisyonunun 1990 seviyesinden %13 daha fazla olduğu rapor edilmiştir.
O dönemde enerji kullanımındaki artış da hemen hemen aynı yüzde ile olmuştur. Eviniz ya da iş yeriniz için ve diğer binalar için enerji verimliliği binanın ısınma, serinleme ve aydınlanması için daha az enerjinin kullanılması demektir. Enerji koruyucu (tasarruf edici) cihazların satın alınması da enerji verimliliğini artırır, bilgisayar ve bina ile ilgili diğer donanımlar gibi. Ev sahipleri ya da iş sahipleri için enerjiye daha az para ödenmesi paranın kazanılması demektir. Enerji departmanları enerjiyi kazanmak isteyen ev sahipleri için bir takım örnek uygulamaları ve enerji verimliliği projelerinin listesini sunmalıdır.
Otomobil ve diğer araçlar için, enerji verimliliği, daha gelişmiş teknolojilerin otomobil üretiminde kullanılmasına imkan sağlanması ve üreticilere bu konularda destek olunmasıdır. Enerjisi verimli araçlar için iki örnek; yakıt hücrelerinin kullanılması ve melez gas-elektrik motorlarının kullanılmasıdır. Yakıt ekonomi rehberi ve araç teknolojisi programları ile daha uygun teknolojileri seçme imkanları tüketiciye sürekli sunulmalıdır.
Temiz enerji kullanımıyla ne kazanılır?
Ev sahibi olarak, yenilenebilir enerji ve enerjisi verimli teknolojileri evinizde ya da otomobilinizde kullanmakla, çevre korunmasına yardım etmiş olacak ve uzun süreli kullanımlarda daha fazla tasarruf edeceksiniz. Küçük bir iş yeri sahibi olarak yenilenebilir enerji ve enerjisi verimli teknolojileri kullanarak, enerji faturanızı ve çevreye olan etkinizi azaltmış olacaksınız. Ayrıca temiz enerjide küçük iş fırsatları vardır. Bir elektrik üreticisi iseniz, elektrik üretmek için çok sayıda yenilenebilir enerji teknolojileri vardır. Bu sayede enerji verimliliğinden siz ve müşterileriniz tasarruf etmiş olursunuz. Bir küçük çiftçi ya da çiftlik sahibi olarak yenilenebilir enerji teknolojileri ve enerji verimliliğini kullanarak paradan tasarruf etmiş olursunuz, yenilenebilir enerjideki tarımsal iş fırsatlarından yararlanabilirsiniz. Bir mucit olarak yenilenebilir enerji teknolojileri ve enerji verimliliği kullanımlarında çeşitli fırsatlar mevcuttur.
Yenilenebilir Enerji ve Tarım
Tarım ürünlerinin atıklarının biyogaz tesislerinde değerlendirilerek elektrik enerjisine, doğalgaza ve komposta dönüşmesi artık mümkün. Bugüne kadar çevre kirliliğine neden olan, koyacak yer bulamadığımız için yakarak doğayı kirlettiğimiz ve yok etmeye çalıştığımız sera atıklarının ve evsel atıklar aslında birer hammadde'dir. Atıkların kâğıt, cam, demir, organik ve evsel atıklar v.s. şeklinde
ayrıştırılarak hammadde olarak kullanılması döviz kaybını önlediği gibi uluslar arası rekabet gücümüzü de arttıracaktır. Çünkü hiçbir kaynak sonsuz değildir ve tüm kaynakları verimli kullanmak gerekir.
BİYOGAZ ÜRETİMİNDE KULLANILABİLECEK ATIKLAR
Hayvancılık atıkları
Zirai atıklar
Orman endüstrisi atıkları
Deri ve tekstil endüstrisi atıkları
Kağıt endüstrisi atıkları
Gıda endüstrisi atıkları (çikolata, maya, süt, içeçek üretimi )
Sebze, meyve, tahıl ve yağ endüstrisi atıkları
Bahçe atıkları
Yemek atıkları
Hayvan gübreleri ( büyükbaş hayvancılık, küçükbaş
hayvancılık, tavukçuluk)
Şeker endüstrisi atıkları
Evsel katı atıklar
Atık su arıtma tesisi atıkları
8 Şubat 2010 Pazartesi
11 Kasım 2009 Çarşamba
Nükleer tercih israrının ilginç süreci
Odaların açtığı davaya
süreci * yeniden düşündürtecek
ve arkasından yönetmelik değişiklikleri (ile
izlenilmesi gereken hukuki atlamalar) getirtecek
bir karar çıktı.
* nükleer tercihle
ülkeyi görülmemiş fahiş enerji fiyatıyla
(8 dünya ortalaması iken, 16 cent/kw-h)
ekonomik olarak daha da kıskaca alan malum şu son ihale süreçleri
10 Ekim 2009 Cumartesi
Çocuklarımızdan Yetişkin Eğitimi - Uluslararası bir konferanstan
. Bir çocuğun uluslararası bir konferanstaki (alt yazı çevirili) konuşması ve tüm dünya çocukları için politikacılara çağrısı, kürenin geldiği durumu çok traji-komik bir şekilde özetliyor. http://www.facebook.com/video/video.php?v=148565837557&re...f=nf
Yorumum:
"Hareket sözden daha inandırıcıdır", insanoğlunun dünyaya yaptıklarından bu okunabiliyor, şu hızlı yaşantımızla geri dönülmesi zor-hatalarla dolu bir yoldayız, o yüzden-politikacılar(doğal kaynakları korumalılar), sermaye (tahtipkar-rantçıl yatırım iştahından etik olarak vazgeçmeli) ve her insan (en azından çöplerini ambajlı-organik diye ayrıştırmayla işe başlayablir) yani kendi çapımızda kürenin durumunu hiç öyle kolay görmezlikten gelmeye kalkışmayıp, sorumluluk alsak artık... 10.9.2009
13 Temmuz 2009 Pazartesi
Baraj inşaatları (67 HES prj!) -Rize-İkizdere Vadisi
Haber-Facebook
20/7/2009
09 Şubat 2009/ Mahkeme Çayeli'ndeki Uzundere I projesi için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Hemşin'deki santrali iptal eden mahkeme "Bu çevre, bu doğa kalkınma uğruna feda edilemez" dedi. İkizdere Cevizlik santrali de iptal edildi; dört santralde durdurma kararı çıktı. Yeni kararlar yolda.
Rize'nin Çayeli ilçesindeki Senoz Vadisi'nde, Karadeniz Enerji adlı firma tarafından inşa edilmekte olan Uzundere I Hidroelektrik Santrali (HES) Projesi'yle ilgili, Rize İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu, "Bir HES inşaatının ister kanal sistemli, ister tünel sistemli olsun doğaya ne şekilde zarar verdiğine kötü yöndeki en güzel örneklerden biri olan bu projenin iptalle sonuçlanacak kararını da dört gözle bekliyoruz" dedi.
Çayeli ilçesinde bir belde ve 12 köyü bünyesinde barındıran 40 kilometrelik Senoz Vadisi üzerinde toplam 150 megawatt gücünde 12 HES yapılması planlanıyordu.
Bunlardan Uzundere 1 ve 2'yle Çataldere 1 ve 2 HES inşaatlarının yapım çalışmalarına başlanmıştı.
Fırtına Vadisi'ne santral yapılması için olur veren ancak söz konusu kendi köyü olunca hayır diyen eski başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın köyü Çataldere de bu bölgede yer alıyor.
Senozlular karardan memnun
Senoz Yöresi Derneği de mahkemenin kararından memnun. Dernek açıklamasında mahkemenin bu kararıyla idarenin çok ciddi çevresel zararlara sebep olan bu tip projelere verdiği "ÇED gerekli değildir" kararlarının keyfi kararlar olduğunu, yerinde görüp incelenmediğini, masa başında kararlar verildiğini saptadığını söylüyor.
Dernek, Doğu Karadeniz Havzası'nın Avrupa'nın acil korunması gereken 100 ekosisteminden, dünyanın 200 ekolojik bölgesinden biri olduğunu, bölgede doğal yaşlı ormanların, dünyanın önemli kuş yollarından birinin, uluslararası sözleşmelerle koruma altında bulunan bitki ve hayvanların bulunduğunu da anımsattı.
Hemşin ve İkizdere'de de davalar sonuçlandı
Avukat Erol Özcan, Hemşin'de yapımı planlanan HES'in iptali için Çamlıhemşin-Hemşin Vakfı(ÇAHEV) ve 138 Hemşinli adına açtıkları davayı kazandıklarını, HES'in iptal edildiğini açıkladı.
Mahkeme gerekçeli kararında şunları yazdı:
" Sürdürülebilir kalkınmayla sürdürebilir çevre birbirine eş olmalı, biri öbürünün üzerinde olmamalı. Milyonlarca yıldır var olan bu çevre, bu doğa, kalkınma uğruna feda edilemez. Esas olan milyonlarca yıldır var olan bu doğanın çevrenin bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İşte bu nedenle idari işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından işlemin iptaline karar verilmiştir."
Rize'de ayrıca yapımına devam edilen İkizdere Cevizlik HES iptal edilirken, Fındıklı Paşalar HES ve Şavşat'ta Papart 1-2-3-4 HES projeleri için de yürütmeyi durdurma kararı verildi. Avukat Okumuşoğlu, İkizdere Dereköy ve Senoz Kayalar için de yürütmeyi durdurma kararı beklediklerini, Maçahel'deki 6 HES projesi için de dava hazırlıklarının devam ettiğini kaydetti. (UCB/TK)
Uğur BİRYOL Rize - BİA Haber Merkezi
http://www.facebook.com/ex
*
Haber-Radikal
Karasu Halkı Direndi, Çevre ve Termik Santral Toplantısı Yapılamadı!
Buğday, 5 Şubat 2009
http://www.bugday.org/arti
18/06/2009
İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, İkizdere Vadisi'nde yapımı planlanan 19 adet hidroelektrik santralinin (HES) ne ülkeye ne de bölgeye ciddi bir katkısı olacağını söyledi.
RİZE - İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, yaptığı yazılı açıklamada, Doğu Karadeniz’in birçok bölgesinde olduğu gibi Rize’de İkizdere Vadisi’nde çok sayıda HES projesi planlandığını belirtti.Bölgenin doğal zenginlikleri ayrıntılarıyla göz önüne alınmadan planlanan projelerin bir kısmının inşaatlarına başlanmasıyla ortaya çeşitli sorunlar çıktığını savunan Ekşi, şunları kaydetti: "Günümüzde enerji Türkiye’de ve dünya genelinde en önemli, en stratejik, en hayati meselelerin başında gelmektedir. Bir yandan enerjiyle ilgili tüm meselelerin önemi artarken çevrenin, yeşilin, suyun ve doğanın önemi de katlanarak artmaktadır. Yıllar öncesinin petrol ve doğal gaz üzerine kurulan teorileri yakın zamanda su ve su kaynakları üzerinde yoğunlaşmıştır. Su kaynaklarının bu kadar önem kazandığı günümüzde ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminde mümkün mertebe yararlanılması planlanmaktadır. Bu çerçevede Doğu Karadeniz vadilerinde yaklaşık 67 HES planlanmış, bunlardan bir kısmının inşasının başlatılması ve ÇED’leriyle ilgili meselelerin kamuoyuna yansımasıyla ortaya enerji çevre etkileşimiyle ilgili olarak önemli sosyoekonomik sorunlar çıkmıştır."
..