29 Haziran 2009 Pazartesi
Endüstriyel- Tıbbi Atık Bertaraf ve Atıktan Enerji Dönüşüm Tesisi
Endüstriyel-Tıbbi Atık Bertaraf edilmesi ve atıktan enerji dönüşümü konusunda bir tesisin kurulmasına dönük bir şirketin girişimlerine karşılık halkın tepkisi..
http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=11485&tipi=2&sube=7
http://www.facebook.com/video/video.php?v=1088437016817&ref=share
25 Haziran 2009 Perşembe
Şişli Ekolojik pazarı şenliği
Bomonti’de kurulan %100 Ekolojik Ekolojik Pazar 3. yaşını, doğaya ve sağlığına özen gösteren dostlarıyla birlikte, tam bir şenlik havasında kutlayacak. 27 Haziran’da, Ekolojik Pazar’da konserler verilecek, dans gösterileri yapılacak, bez torba yarışması ve doğal oyuncaklarla oyun atölyesi gerçekleştirilecek.
%100 Ekolojik Pazar’ın 3. yıl kutlamalarında Grup Bulutsuzluk Özlemi’nden Nejat Yavaşoğulları bir resital verecek ve Okay Temiz Ritm Atölyesi vurmalılarla bir performans sergileyecek. Ayşe Uçar’ın dans gösterisi ile katılacağı şenlikte, Slow Food Gençlik Gıda Hareketi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden “Hayatı Poşetleme!” Grubu, doğaya zarar veren naylon torba ve kesekağıdı kullanımını azaltmak amacıyla Bez Torba Dikme Atölyesi de gerçekleştirilecek. Atölyeden sonra yapılacak “En Güzel Bez Torba” yarışmasında en pratik ve en yaratıcı bez torba seçilerek ekolojik pazardan bir şişe organik zeytinyağı ile ödüllendirilecek.
Kurulduğu 2006’dan bugüne ürün çeşitliliği ve kalitesini arttıran Şişli %100 Ekolojik Pazar’da mevsimin tüm taze sebze ve meyvelerinin yanı sıra kozmetikten deterjana, etten tereyağına, diş macunundan tekstil ürünlerine, şalgam suyundan şaraba, pekmezli fındık ezmesinden hurmaya çok geniş bir ürün yelpazesi bulmak mümkün. Pazarcı sayısı ise 200’ün üzerine çıkmış durumda.
Pazarda ekolojinin çeşitli dallarında uzmanlaşmış kişilerle söyleşiler yapılarak müşterilerin sadece midesi değil, ruhu ve aklı da besleniyor. Gelecek nesillere sağlıklı tohumlar, verimli tarım alanları ve temiz su kaynakları bırakma niteliği de taşıyan organik tarım ve ürünleri, Ekolojik Pazar sayesinde tüketiciyle buluşuyor. Buğday Derneği öncülüğü ve kontrolünde, Antalya ve Samsun’da da açılan ekolojik pazarların Türkiye için birer model oluşturarak yaygınlaşması bekleniyor.
Şenlik, her Cumartesi Ekolojik Pazar’ın kurulduğu yerde, İstanbul Şişli Bomonti’de Bomonti Caddesi, Lala Şahin Sokak’ta (eski Tekel bira fabrikasının alt sokağı) gerçekleşecek.
%100 Ekolojik Pazar 3. Yıl Şenlik Programı
10.30 Açılış
Ayşe Uçar dans gösterisi
11.00 %100 Ekolojik Pazar 3. Yıl konuşmaları
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül
Buğday Derneği YK Başkanı Victor Ananias
12.00 Nejat Yavaşoğulları resitali
12.45 Okay Temiz Ritm Atölyesi konseri
13.30 Bez Torba Yarışması ve Ödül Töreni
Şenlikte gerçekleştirilecek atölyeler
9.30-12.00 “Gel Oyna” atölyesi
Topaçların renkli dünyası, topaç çevirme marifetleri, topaç yapma, boyama; akıl- sabır oyunları; balmumu ile neler yapabiliriz, kağıt katlama ve tabii origami ve daha pek çok yaratıcı oyun...
11.00-13.00 “Bez Torba” atölyesi
İTÜ “Hayatı Poşetleme!” Grubu, plastik poşet tüketim çılgınlığına “dur” diyor ve eski t-shirtlerden, kullanılamayan kumaşlardan yaratıcı bez torbalar yaratmaya ve doğa için bir şey yapmaya davet ediyor.
İletişim:
Selma Yılmaz, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
selma@bugday.org Tel: 0212 252 5255
24 Haziran 2009 Çarşamba
Rüzgar Elektrik Santralı reklamı
Belediye Başkanına,
eCO-Enerji, konusunda ve sahasında ilk ve tek olan EcoEnerji Mühendislik elektrik kampanyası başlatmıştır. Kampanyayı başta belediye ve kurumları olmak üzere, bölge halkına tanıtmak istiyoruz.
Tarafınıza ileteceğimiz tanıtım ve başvuru formunu ilgilenenlere takdim etmenizi rica ederiz.
5784 No'lu Kanun ve yeni çıkan Yönetmelik gereği, "kendi elektriğini kendin üret ve ömür boyu Elektrik faturası ödeme" dönemi başlamıştır. Bu konuda, Sayın Enerji Bakanımızın açıklamalarını www.ecoenerji.net web sitesinden tıklayarak okuyabilirsiniz.
Şeker Bank ile ortak sağlanan faizsiz EkoEnerji Finansmanı ile İnşaat yatırımcıları, Gayrimenkul ve site sahipleri, tarım sektöründe faaliyet gösterenler, bağ, bahçe, sera ile uğraşanlar, okullar ve yöre halkı; peşinatsız yenilenebilir enerjiye geçiş sağlayarak ek bir ödeme yapmaksızın 48 ay gibi kısa bir sürede mevcut elektrik fatura bedellerini ödeyerek elektrik faturalarından ömür boyu kurtulabilirler.
Tel : +90.232.7542915 – 16 Fax: +90.232.7542945
www.ecoenerji.net
17 Haziran 2009 Çarşamba
Yeşil Ekonomi Konferansı, 20-21 Haziran
Bilgi Ünv., Dolapdere, Bu hafta sonu !
Konferansın amacı Türkiye ve dünyada insanların maruz kaldığı ekolojik, ekonomik ve toplumsal sorunlar konusunda çalışan, fikir üreten aktivistleri, STK temsilcilerini, akademisyenleri, siyasetçileri, araştırmacıları ve öğrencileri biraraya getirmek suretiyle konuların tartışılmasını sağlamaktır.
Konferansın ana teması “Kriz ve Yeşil Yeni Düzen” olarak belirlenmiştir.
| Organizatör: | Heinrich Boell Stiftung Derneği ve Yeşil Düşünce Derneği |
| Tür: | |
| Ağ: | Küresel |
| Başlangıç: | 20 Haziran 2009 Cumartesi, 10:00 |
| Bitiş: | 21 Haziran 2009 Pazar, 18:00 |
| Yer: | İstanbul Bilgi Üniversitesi, Dolapdere Kampüsü |
| Şehir/Kasaba: | Istanbul, Turkey |
| Telefon: | 0212244780 |
| E-posta: |
Kaynak: Yeşil Ekonomi Konferansı, 20-21 Haziran
ProgramKaynak: http://www.yesilekonomi.org/ YEŞİL EKONOMİ KONFERANSI Kriz ve Yeni Yeşil Düzen 20-21 Haziran 2009, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Dolapdere Yerleşkesi
10:00 – 10:30 Açılış 10:30 – 12:30 Mevcut finansal krizin değerlendirilmesi 12:30 – 14:00 Serbest bildiriler 1 14:00 – 15:00 Öğle arası 15:00 – 16:30 Ekonomik kriz – Ekolojik kriz 16:30 – 16:45 Ara 16:45 – 17:45 Serbest bildiriler 2 10:30 – 12:45 Yeni yeşil düzen nedir? Green New Deal 12:45 – 13:45 Serbest bildiriler 3 13:45 – 14:45 Öğle arası 14:45 – 15:45 Serbest Bildiriler 4 15:45 – 16:00 Ara 16:00 – 18:00 Ekonomik krizin çözümünde Green New Deal Etkinlik KonseptiYEŞİL EKONOMİ KONFERANSI Bildiriler İçin Çağrı YEŞİL EKONOMİ KONFERANSI Son Güncelleme: Salı, 02 Haziran 2009 14:00 Devamını oku... 20-21 Haziran 2009, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yeşil Politika Enstitüsü (Green Politics Institute) ve Heinrich Böll Stiftung Derneği 20-21 Haziran 2009 tarihlerinde İstanbul’da yapılacak olan konferansa katılımınızı beklemektedir. Konferansın amacı Türkiye ve dünyada insanların maruz kaldığı ekolojik, ekonomik ve toplumsal sorunlar konusunda çalışan, fikir üreten aktivistleri, STK temsilcilerini, akademisyenleri, siyasetçileri, araştırmacıları ve öğrencileri biraraya getirmek suretiyle konuların tartışılmasını sağlamaktır. Konferansın ana teması “Kriz ve Yeşil Yeni Düzen” olarak belirlenmiştir. |
10 Haziran 2009 Çarşamba
(Çöp) Tasarı, Teşvik ve Örnek Projeler (Rüzgar, Güneş)
Yorum
Bu kadar hesapsız konut yapılan ülkemizde, bu tür alternatif enerji yatırım yaklaşımların da hala geç kalınmış değil tabi. Bunda devletin yasa tasarılarının ve özellikle Yerel Yönetimlerin (akçeye dönük) inşaat güdümlü harekete geçme yeteneği ile (çoktan farkında olunması gereği doğmuş olan ortaklaşa yaratılan kentsel yoksullaştırılmanın) (soylulaştırmanın) aksi yönünde geliştirilebilecek (böyle) daha vatansever, halkçı, çevreci çözümlerle yaratılacak öncü roller de, nihayet hissedilmeye başlanılıyor.
Artık pek yakında, bu tür alternatif enerji proje örneklerinin yasal teşviklerle daha da arttığını göreceğiz, umarım.
Yine de bu gelişmelere karşın, önceki haberlerimizde olduğu gibi doğada yıkım doğurucu bütünsel bakıştan yoksun kalmış gözüken hatalı baraj yatırımlarının artarak sürmesi oldukça üzücü! Özellikle, Doğu Karadeniz'deki yaylalar için rüzgar ve deniz içinde dalga potansiyelleri hiç değerlendiril-e-meyecek mi acaba?
Haber
Kaynak: Zaman
..
Bir projenin temelini atan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, "Güneşten elde edilen enerjinin kullanılması açısından örnek bir proje." dedi. Yıldız, güneş enerjisi üretimi konusunda evleri dahi teşvik edeceklerini belirterek, "Kendi teknolojisini burada geliştirenlere 5 cent ilave teşvik vereceğiz." duyurusunu yaptı.
Yıldız, Meclis'e gelmesi beklenen yeni kanun tasarısında Türkiye'deki bütün çöpleri ihtiva edecek bir paket hazırladıklarını bildirdi: "Bu proje Edirne'den Kars'a bütün çöpleri değerlendirecek bir mekanizma olacak. Bunun için 1-2 cent daha fazla teşvik verilecek." Yeni sistemde tükettiğinden daha fazlasını üreten binaların elektriğini devlet alacak.
Metan gazından enerji elde edecek sistemin temellerini attıklarına işaret eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da, "Bu, devreye sokulduğunda 120 bin konutun enerjisi karşılanacak.
İSKİ de Terkos Gölü kuzeyinde kuracağı rüzgâr santralleri ile kendi enerjisini elde etmeyi planlıyor." ifadelerini kullandı.
YILDA 850 BİN KW ENERJİ ÜRETECEK
Doğayı koruma sloganı ile yola çıktıklarını anlatan Aydınlı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Kavurmacı, Türkiye'de bir ilke imza attıklarını söyledi. Güneşten elde edilen enerji ile kendi enerjisini üretecek bir proje. Ortak alanların enerjisi bu yolla karşılanacak. Proje için kurulacak santralle 780 bin kilovat enerji üretilecek. 70 milyon TL yatırım bedelli projeyle 700 kişilik istihdam oluşturulacak. Sulama alanları da yağmur sularının depolanması ile gerçekleştirilecek.
..
9 Haziran 2009 Salı
Doğu Karadeniz (HES) barajlar yıkımı
Kaynak: Radikal 06/6/9 Doğu Karadeniz çok değişecek!
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=939721&Date=09.06.2009&CategoryID=97
"Fizibilitelerde artan körlük derecesi"
Trabzon: 76 HES projesi geliştirildi. 27 HES’te çalışma devam ediyor.
Rize: 67 HES projesi geliştirildi. Sekizinde inşaat başladı. 17’si için ‘ÇED olumlu’ raporu alındı. 42 proje henüz fizibilite aşamasında.
Giresun: 82 HES projesi müracaatı yapıldı. Uygun görülen 12’sinin çalışmaları sürüyor. Yağlıdere’de tamamlanan bir HES faaliyete geçti.
Artvin: Doğu Karadeniz’de 116 projeyle en çok HES başvurusu yapılan il Artvin. 25 HES projesine başlandı, 53 proje halen fizibilite aşamasında. Şavşat-Meydancık ve Borçka-Camili yöresinde sekiz HES inşaatını mahkeme durdurdu. Yapımı biten üç HES faaliyet halinde. (aa)
..
Şirketlere suyla birlikte alan da tahsis ediliyor. 49-99 yıllığına tüm hakkını veriyorsunuz. Yarın bu suya ihtiyaç olduğu zaman ancak firmanın istediği fiyatı verirseniz alırsınız. Uluslararası bir firma almışsa uluslararası tahkim giriyor devreye. Küresel ısınma gibi çeşitli nedenlerle yarın oradaki suya ihtiyacımız olsa, alan kişiler isterse o alandaki yerleşim yerlerini dahi boşaltabilirler.
..
"ÇED'ler yeterli mi? : Bu seferde cansuyu aldatmacası ile doğa yıkıma uğratılıyor."
Karadeniz’deki akarsulardan elde edilecek enerji Türkiye ihtiyacının yüzde 2’sini karşılar. Yani abartıldığı gibi potansiyel yok. Halkı kimse adam yerine koymuyor. Halbuki o dereler oradaki köylerin adıyla anılır. O dereyi ticarileştirdiğiniz zaman insanları, kültürü ticarileştiriyorsunuz. Cansuyu dereleri öldürmez, ancak yaşatmaz da. Yaşamak demek, nefes almak değildir; gelişmek, üremektir.
'Türkiye kayıp-kaçağını halletse dereler kurtulur’
(TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer):
Yenilenebilir doğal kaynaklardan olan su potansiyelinin elektrik enerjisine dönüştürülmesini anlayışla karşılıyoruz.
Yılda 50 milyar dolar enerji ithalatına harcayan bir ülkede su gibi yenilenebilir kaynakları kullanmak önemli. Ancak bölgede geliştirilen HES projeleri kontrolsüz bir şekilde ve hızla artıyor. Şu anda Rize’de 67 adet HES projesi geliştirilmiş durumda. Ancak bu projelerle kaç santral kurulacağı belli değil. Çünkü bir proje adı altında iki, üç hatta daha fazla santral olabilmektedir. Ayrıca her geçen gün bunlara yenileri ekleniyor. Bölgedeki en küçük dereler üzerinde bile HES kurulması için çalışmalar yapılıyor. Rize’de planlanan HES projeleri İkizdere, Salarha-Güneysu, Çayeli Senoz, Pazar-Hemşin, Ardeşen-Çamlıhemşin-Fırtına Vadisi ile Fındıklı Çağlayan-Arılı vadileri olmak üzere altı vadide akmakta olan dereler üzerinde yoğunlaştı.
2 bin 460 türle Doğu Karadeniz, pek çok ülkenin sahip olduğu toplam bitki türünden fazlasına sahip. Biyolojik çeşitlilik bakımından korunmada öncelikli 200 ekolojik alandan biri. Dünyanın önemli ekosistemleri arasında yer alan Doğu Karadeniz vadileri, sadece su potansiyeli bakımından değerlendirilmekte, turizm hedefi unutulmakta.
Rize’de üretilecek enerji 2007 verilerine göre Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 1.84’ünü karşılamakta. Tüm projeler tamamlandığı tarihte elektrik ihtiyacının her yıl yüzde 7 arttığı düşünüldüğünde, Türkiye ’nin elektrik ihtiyacının yüzde 1’ini karşılayacak.
Oysa ülkemizde kayıp kaçak elektrik kullanım oranı 2006 verilerine göre yüzde 15.1. OECD ortalaması ise yüzde 6 ’dır. Yani kayıp-kaçak elektrik oranı sadece yüzde 13.2 ’ye indirilebilirse Rize’den elde edilecek elektrik karşılanmış olur.
----------------
Özetle son bir yorumla şimdilik kapatırken, konuyu diğer sitelerle (Tezler, İstanbulum, KültürTabiat) birlikte incelemeyi sürdüreceğiz:
"yeni rant yaratmak yerine bu komediyi bırakıp, doğa yıkımına artık bir son verin, ortak akla uyup, kayıp-kaçak elektrik oranını düşürün, sadece ülkeyi değil gezegeni de kurtarmış olursunuz."
3 Haziran 2009 Çarşamba
Barajlar ve tekrarlanan büyük hatalar
Uzun dönemli fizibilite hataları yüzünden yapılan onca baraj yatırımının yarattığı doğa ve kültür kayıpları yetmiyormuş gibi, aynı hatalardan en kötüleri olarak tarihe geçebilecek bazı yeni projelerinde ^ israrla tekrarlanarak gündeme getirilişi ile köhnemiş anlayışlardan vazgeçilemeyişi; kısacası bilime, araştırmaya ve alternatif kaynaklara yönelmenin önemsenmemesi gitgide daha da çok geriye dönülmesinin çok daha ağır ve çok zor olacağı bedellerin ^^ ödenmesine sebep olacaktır.
^ 1- Fırtına Vadisi: http://bianet.org/bianet/bianet/83828-firtina-vadisinde-oynanan-oyunlar
2- Ilısu barajı : http://kulturtabiat.blogspot.com/2009/05/hasankeyf-ve-dicle-vadisi-unesco-dunya.html
Ekolojiye verilen zararlar:
Türkiye'deki barajlarla kuş türlerimizin 1/4'ünün hızla yok olma sürecine girmiştir.
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/351557.asp
Ayrıca özel doğa parçalarını jeolojik olarak çok yönlü incelemeden, uzun dönemli olduğunu sandığınız fazladan yatırımlarla baraj oluşturmak yerine, size baraja yakın hazır özellikleriyle neredeyse bir çok fırsat yaratarak sunulmuş "birleşik kaplar örneği" gibi kullanılabilecek (kalkerli) doğal yapıdaki barajları farketmeye (ve yoketmeden) kullanmaya ne dersiniz? (Bilimsel sözlü kaynaklar var.)
*
Alternatif diğer yaklaşımlar:
^^ Özellikle Kyoto'ya imzamız sonrasında, en önemli çözüm aranan konuların başında gelen enerji kaynaklarının nasıl önem kazandığı açıkça ortadadır. Yakın gelecekteki ülke büyümelerine paralel Carbon salınımıyla yaratılan kirlilik oranlarımızın artacağı dikkate alınarak "Bütünleşik Enerji Planlaması"na geçilmelidir. Bu konudaki kaynaklara zamanla bu sitede yer verilecektir. (Kaynak: Doç.Dr.Tanay Sıdkı Uyar hocamız izlenebilir.)
Diğer yandan Sivil Toplum Kuruluşları ve Yerel Yönemtimler "Enerjinin Etkin Kullanımı" konusunda halkın eğitimine yer veren çalışmalar yapmalıdır.
(Kaynak: Öneriler için İstanbul sitesi izlenebilir.)
27 Mayıs 2009 Çarşamba
(Enerji) İlan - Araştırmacılar ve yatırımcılar için..
Aşağıdaki konulara ilgili araştırmacılarla ortak çalışmalar yürütmek üzere tanışma çağrısı.
Enerji ile ilgili yatırımcılar için, danışmanlık hizmetlerine başvuru çağrısı.
Alanlar:
Temel: Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji
Uygulama: Malzeme, Fizik, Mühendislik
Enerji: Nükleer, Alternatif Enerji Kaynakları (Jeotermal, Rüzgar, Güneş)
İletişim: cumhurkocalar@gmail.com
30 Nisan 2009 Perşembe
Yenilenebilir Enerji Yatırım Fırsatları
İTÜ SDKM'de dün (TÜGİAD, Vakıfbank, .. destekli) katılıma açık bir toplantı gerçekleşti.
Biraz sessiz geçen bir etkinlik olmasına karşın, küçük ve orta ölçekli yatırımların teşvikine yönelik bir gelişmenin başladığını gösterir yanı ile bir çok açıdan önemsenmelidir.
Öngörüler:
- Gelecekte yaratılacak bu tür enerjilerin beklenen üretim kapasitesi öngörüleri beslemektedir.
- Devletin enerjideki etkinliğinin azaltılmasına yöneliktir.
- Alternatif (küçük ve orta ölçekli, yani <=300kW) yaygın yatırım katılımları desteklenmektedir.
- Büyük ölçekli projeler garantili uygulanabilirlik içermeli ve lisanslı kuruluşlar gerektirecektir.
- Konu artık yabancı bankaların tekelinden çıkmış ve yerli bankaların ilgi alanına girmiştir.
Daha ayrıntılı bilgi için; cumhurkocalar@gmail.com
24 Nisan 2009 Cuma
Yarın Havada Güzelken, Unutmayın KADIKÖY'deyiz.
Haber Teşekkürler; Açık Radyo, Yeşiller partisi, ... 25 Nisan’da Kadıköy’e… | ||
| Kadıköy (8 Aralık 2008, Küresel Eylem Günü) |
| 22/04/2009 |
Türkiye, küresel ısınmaya neden olan gazların salımında geri dönüşsüz noktaya doğru büyük bir hızla sürükleniyor. Geçen hafta Türkiye’nin 2007 sera gazı emisyon envanteri Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi sekretaryası tarafından sessiz sedasız açıklandı. Envanterler her yıl 2 yıl öncesinin rakamlarını temel alır. Bu yıl karşımıza çıkan tablo iyice korkutucu.
Türkiye 2007 yılında atmosfere 372 milyon ton sera gazı salmış. Bu rakam, sera gazı salımında bütün dünyada baz yıl kabul edilen 1990’daki 170 milyon tonun %119 üzerinde. Artış hızında Türkiye’ye ait emisyon envanterlerinin açıklanmaya başlandığı 2004 yılından bu yana her yıl olduğu gibi Türkiye yine birinci. Bu artış oranı 2004’te 1990’a göre %74,5, 2005’de %83,7, 2006’da ise %95,6 idi. Görüldüğü gibi sadece 1990’a göre meydana gelen artışın miktarı değil, hızı da artıyor.
1990-2007 arası yıllık ortalama artış %4,8. Yani Türkiye 1990’dan bu yana her yıl bir önceki yıla göre ortalama %5’e yakın daha fazla karbondioksiti atmosfere salıyor. Ancak bu ortalamaya bakmak aynı zamanda yanıltıcı. Çünkü 18 yılın ortalamasına değil son 5 yılın ortalamasına bakarsanız artış hızının %6,6 olduğunu, son 2 yılda ise %9,2’ye çıktığını görüyorsunuz. 2007’de ise Türkiye gerçek bir rekor kırmış. 2007 yılında sera gazı salımı bir önceki yıldan, yani 2006’dan tam %12 daha yüksek!
Bu rakamlar size sıkıcı gelebilir. Zaten Çevre ve Enerji Bakanlıklarında çalışan bürokratlar ile onların güdümündeki uzmanlar da bu nedenle Türkiye’nin başına sarılan bu büyük belayı kamuoyundan gizleyebiliyorlar.
Nasıl bir bela mı? Biraz daha rakamlarla ilgilenirsek, belanın büyüklüğünü kendi gözlerimizle görebiliriz.
Türkiye’nin 12 sene kaçtığı ve bu sene Kopenhag’da ikinci dönemine dair anlaşmaya varılacak olan Kyoto Protokolü’nün mantığı, ülkelerin başlıca kömür, petrol ve doğal gaz kullanımından, dolayısıyla enerji, ulaşım ve sanayi politikalarından kaynaklanan sera gazı salımlarını düşürmek için bazı bağlayıcı hedefler üzerinde uzlaşmalarıdır. Örneğin bir ülke ben 5 yıl sonra salımlarımı %10 düşürmeyi hedefliyorum derse, (kabaca) bu yıl (mesela) 300 milyon ton olan sera gazı salımı 5 yıl sonra 270 milyon tona inecek demektir.
Elbette bütün ülkeler aynı miktarda indirim hedefi almıyorlar. Sanayi devriminden bu yana atmosfere toplamda daha fazla karbondioksit bırakan sanayileşmiş ülkeler tarihsel sorumluluklarının gereği olarak daha fazla indirim yapmakla yükümlü. Bu anlamda en fazla sorumluluk sahibi ülke tabii ki İngiltere. Bir de bugün daha fazla sera gazı salımı yapan ülkelerin (şu anda birinci ABD) daha fazla yükümlülük almaları bekleniyor.
Ancak bir de kişi başı salım var. Bir ülkenin toplam sera gazı salımını nüfusuna bölerseniz, her bir yurttaşın payına düşen kişi başı salımı bulursunuz. Elbette daha fazla sanayileşmiş ülkelerde kişi başı salım da yüksek ve küresel adalet ilkesi gereği kişi başı salımı az olan ülkeler daha az indirim alıyorlar, hatta az gelişmiş ülkelere salımlarını arttırma hakkı veriliyor. Kişi başı salımı yüksek Batı ülkeleri ise en fazla yükümlülük alması gereken ülkeler.
Kişi başı sera gazı salımında dünya ortalaması yaklaşık 4 ton. ABD 24 tonla yine en üstlerde. AB ortalaması ise 10,5 ton (AB içindeki 12 yeni üye ülkenin ortalamasının 9,5 ton olduğunu da ekleyelim). Peki ya Türkiye?
Hükümet ve bazı uzmanlar, Türkiye’nin daha yeterince sanayileşmiş bir ülke olmadığı, bu nedenle de sera gazı salımlarını azaltmasının gerekmediği tezini kişi başı salıma bakarak temellendiriyorlardı. Diyelim ki bu yaklaşım doğru olsun…
Türkiye’nin yeni açıklanan 2007 envanterine göre kişi başı salımı 5,3 tona çıkmış durumda. 1990’da bu miktar 3 tondu ve Türkiye yıllarca bu 3 ton rakamını kullanarak iklim görüşmelerinden uzak kalmayı başardı. Yapılacak basit bir senaryo çalışması ise önümüzdeki yıllarda durumun çözümsüz noktaya sürükleneceğini gösteriyor. Eğer yıllık artış hızı 1990-2007 ortalamasında seyrederse nüfus artış hızı da gözetilerek yaptığımız bir hesaba göre kişi başı ortalama 2012 yılında 6,5 tona, 2020’de 9,5 tona çıkıyor. Eğer bu artış hızı son 3 yılın ortalamasında gidecek olursa, aynı rakamlar 2012’de 7 ton, 2020’de 12 ton oluyor. Son yılın rekor artışının devam etmesini ise hayal etmek bile zor (sırasıyla 9 ve 22 ton).
Türkiye nereye gidiyor görebiliyor musunuz? Eğer hükümet sera gazı salımını düşürmek için Kopenhag’da da hiçbir hedef almazsa, gündemdeki 47 yeni kömürlü termik santral yapılacak olursa, kaynaklar nükleer gibi tehlikeli ve pahalı teknolojilerle heba edilirse, rüzgar ve güneş gibi enerji üretim yöntemleri marjinal kalmaya, verimlilikle ilgili çalışmalar reklam kampanyası düzeyinde ele alınmaya devam ederse, Türkiye bundan sadece birkaç yıl sonra, yani Kyoto sonrası yükümlülük dönemi başlarken Avrupa ortalamasına yetişebilir. On yıl sonra ise Avrupa ortalamasının çok üzerinde sera gazı salan (AB’nin 2020’ye kadar salımlarını %20 azaltmaya şimdiden karar verdiğini unutmayın), kişi başı ortalamada ABD gibi ülkelerle yarışabilecek kadar kirletici, yani küresel ısınmaya en fazla neden olan ülkelerden biri haline geleceğiz.
Acaba ekonomik krizden çıkmak için otomotiv sektörünü canlandırmak dışında akıllarına bir şey gelmeyen, enerjide kömüre ve nükleere mecbur olduğunu sanan hükümet yetkilileri Türkiye sadece birkaç yıl sonra enerji ve ulaşım altyapısının yarattığı fosil yakıt tuzağından çıkamaz hale geldiğinde ve uluslararası iklim görüşmelerinde köşeye sıkıştığında nasıl hesap verecekler?
Öte yandan ne yazık ki hükümete muhalefet etmeyi sadece laiklik ve yolsuzluk tartışması yapmak sananlar, Türkiye’nin geleceğini tehlikeye atan enerji, ulaşım, tarım ve çevre politikalarına ve sosyal politikalara dair ne bir muhalefet geliştirebiliyorlar, ne de çözüme dair düzgün bir proje üretiyorlar. Bu işin vebali sadece hükümete de ait değil yani.
Şu anda elimizdeki tek yol bu gerçekleri hiç bıkmadan tekrarlamak, rakamları okumaktan da sıkılmamak ve sokağa çıkmak. 25 Nisan Cumartesi günü Kadıköy meydanında, "İklim Değişikliğini Durdurun; Başka bir enerji Mümkün" demek için bir kez daha toplanıyoruz. Hem iklim değişikliğini durdurmak, hem de gerçek muhalefetin ne olduğunu göstermek için Kadıköy’de olmaktan başka çaremiz yok.
Ümit Şahin, Yeşiller Partisi Kurucusu, MYK Üyesidir.