Ar-Ge projeleri, İstanbul-Sivas, Araştırma-Geliştirme-Danışmanlık, R&D Research Development

11 Kasım 2009 Çarşamba

Nükleer tercih israrının ilginç süreci

Yargı Kararı

Odaların açtığı davaya
süreci * yeniden düşündürtecek
ve arkasından yönetmelik değişiklikleri (ile
izlenilmesi gereken hukuki atlamalar) getirtecek
bir karar çıktı.

* nükleer tercihle
ülkeyi görülmemiş fahiş enerji fiyatıyla
(8 dünya ortalaması iken, 16 cent/kw-h)
ekonomik olarak daha da kıskaca alan malum şu son ihale süreçleri

10 Ekim 2009 Cumartesi

Çocuklarımızdan Yetişkin Eğitimi - Uluslararası bir konferanstan

Yetişkin Eğitimi için bir örnek

. Bir çocuğun uluslararası bir konferanstaki (alt yazı çevirili) konuşması ve tüm dünya çocukları için politikacılara çağrısı, kürenin geldiği durumu çok traji-komik bir şekilde özetliyor. http://www.facebook.com/video/video.php?v=148565837557&re...f=nf

Yorumum:
"Hareket sözden daha inandırıcıdır", insanoğlunun dünyaya yaptıklarından bu okunabiliyor, şu hızlı yaşantımızla geri dönülmesi zor-hatalarla dolu bir yoldayız, o yüzden-politikacılar(doğal kaynakları korumalılar), sermaye (tahtipkar-rantçıl yatırım iştahından etik olarak vazgeçmeli) ve her insan (en azından çöplerini ambajlı-organik diye ayrıştırmayla işe başlayablir) yani kendi çapımızda kürenin durumunu hiç öyle kolay görmezlikten gelmeye kalkışmayıp, sorumluluk alsak artık... 10.9.2009

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Baraj inşaatları (67 HES prj!) -Rize-İkizdere Vadisi

Haber-Facebook

20/7/2009

09 Şubat 2009/ Mahkeme Çayeli'ndeki Uzundere I projesi için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Hemşin'deki santrali iptal eden mahkeme "Bu çevre, bu doğa kalkınma uğruna feda edilemez" dedi. İkizdere Cevizlik santrali de iptal edildi; dört santralde durdurma kararı çıktı. Yeni kararlar yolda.

Rize'nin Çayeli ilçesindeki Senoz Vadisi'nde, Karadeniz Enerji adlı firma tarafından inşa edilmekte olan Uzundere I Hidroelektrik Santrali (HES) Projesi'yle ilgili, Rize İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu, "Bir HES inşaatının ister kanal sistemli, ister tünel sistemli olsun doğaya ne şekilde zarar verdiğine kötü yöndeki en güzel örneklerden biri olan bu projenin iptalle sonuçlanacak kararını da dört gözle bekliyoruz" dedi.

Çayeli ilçesinde bir belde ve 12 köyü bünyesinde barındıran 40 kilometrelik Senoz Vadisi üzerinde toplam 150 megawatt gücünde 12 HES yapılması planlanıyordu.

Bunlardan Uzundere 1 ve 2'yle Çataldere 1 ve 2 HES inşaatlarının yapım çalışmalarına başlanmıştı.

Fırtına Vadisi'ne santral yapılması için olur veren ancak söz konusu kendi köyü olunca hayır diyen eski başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın köyü Çataldere de bu bölgede yer alıyor.

Senozlular karardan memnun
Senoz Yöresi Derneği de mahkemenin kararından memnun. Dernek açıklamasında mahkemenin bu kararıyla idarenin çok ciddi çevresel zararlara sebep olan bu tip projelere verdiği "ÇED gerekli değildir" kararlarının keyfi kararlar olduğunu, yerinde görüp incelenmediğini, masa başında kararlar verildiğini saptadığını söylüyor.

Dernek, Doğu Karadeniz Havzası'nın Avrupa'nın acil korunması gereken 100 ekosisteminden, dünyanın 200 ekolojik bölgesinden biri olduğunu, bölgede doğal yaşlı ormanların, dünyanın önemli kuş yollarından birinin, uluslararası sözleşmelerle koruma altında bulunan bitki ve hayvanların bulunduğunu da anımsattı.

Hemşin ve İkizdere'de de davalar sonuçlandı
Avukat Erol Özcan, Hemşin'de yapımı planlanan HES'in iptali için Çamlıhemşin-Hemşin Vakfı(ÇAHEV) ve 138 Hemşinli adına açtıkları davayı kazandıklarını, HES'in iptal edildiğini açıkladı.

Mahkeme gerekçeli kararında şunları yazdı:

" Sürdürülebilir kalkınmayla sürdürebilir çevre birbirine eş olmalı, biri öbürünün üzerinde olmamalı. Milyonlarca yıldır var olan bu çevre, bu doğa, kalkınma uğruna feda edilemez. Esas olan milyonlarca yıldır var olan bu doğanın çevrenin bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İşte bu nedenle idari işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından işlemin iptaline karar verilmiştir."

Rize'de ayrıca yapımına devam edilen İkizdere Cevizlik HES iptal edilirken, Fındıklı Paşalar HES ve Şavşat'ta Papart 1-2-3-4 HES projeleri için de yürütmeyi durdurma kararı verildi. Avukat Okumuşoğlu, İkizdere Dereköy ve Senoz Kayalar için de yürütmeyi durdurma kararı beklediklerini, Maçahel'deki 6 HES projesi için de dava hazırlıklarının devam ettiğini kaydetti. (UCB/TK)

Uğur BİRYOL Rize - BİA Haber Merkezi

http://www.facebook.com/ext/share.php?sid=110703871959&h=6_MsK&u=B305Y&ref=mf

*

Haber-Radikal

Karasu Halkı Direndi, Çevre ve Termik Santral Toplantısı Yapılamadı!

Buğday, 5 Şubat 2009
http://www.bugday.org/article.php?ID=2834

18/06/2009

İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, İkizdere Vadisi'nde yapımı planlanan 19 adet hidroelektrik santralinin (HES) ne ülkeye ne de bölgeye ciddi bir katkısı olacağını söyledi.

RİZE - İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, yaptığı yazılı açıklamada, Doğu Karadeniz’in birçok bölgesinde olduğu gibi Rize’de İkizdere Vadisi’nde çok sayıda HES projesi planlandığını belirtti.

Bölgenin doğal zenginlikleri ayrıntılarıyla göz önüne alınmadan planlanan projelerin bir kısmının inşaatlarına başlanmasıyla ortaya çeşitli sorunlar çıktığını savunan Ekşi, şunları kaydetti: "Günümüzde enerji Türkiye’de ve dünya genelinde en önemli, en stratejik, en hayati meselelerin başında gelmektedir. Bir yandan enerjiyle ilgili tüm meselelerin önemi artarken çevrenin, yeşilin, suyun ve doğanın önemi de katlanarak artmaktadır. Yıllar öncesinin petrol ve doğal gaz üzerine kurulan teorileri yakın zamanda su ve su kaynakları üzerinde yoğunlaşmıştır. Su kaynaklarının bu kadar önem kazandığı günümüzde ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminde mümkün mertebe yararlanılması planlanmaktadır. Bu çerçevede Doğu Karadeniz vadilerinde yaklaşık 67 HES planlanmış, bunlardan bir kısmının inşasının başlatılması ve ÇED’leriyle ilgili meselelerin kamuoyuna yansımasıyla ortaya enerji çevre etkileşimiyle ilgili olarak önemli sosyoekonomik sorunlar çıkmıştır."

..

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Kopenhag İklim Zirvesi

GREENPEACE, 100 EYLEMCİSİ İLE İTALYA’NIN DÖRT BÜYÜK TERMİK SANTRALİNİ BLOKE ETTİ.

Santrallerin bacalarına tırmanan Greenpeace eylemcileri, G8 zirvesi için İtalya’da bulunan liderleri Kopenhag İklim Zirvesi öncesinde harekete geçmeye çağırdı. Eylemciler arasında Türkiye’den de 6 kişi bulunuyor. Türk eylemciler şu anda Porte Tolle’deki termik santralin bacasında eyleme devam ediyorlar.

İstanbul, 8 Temmuz 2009- Dünyanın en güçlü ülkelerinin liderleri İtalya’da bir araya gelirken 100’den fazla Greenpeace eylemcisi ülkenin dört kömürlü termik santralini bloke etti. Eylemciler, G8 ülkelerinin devlet ve hükümet başkanlarına iklim değişikliği konusunda liderlik yapmaları çağrısında bulundu.

Eylemciler sabah saatlerinde ülkenin çeşitli bölgelerinde bulunan Brindisi, Porto Tolle, Marghera ve Savona termik santrallerine girdi ve bacalara tırmandılar. 6 Türk eylemcinin bulunduğu Porto Tolle, İtalya’nın en yüksek ikinci bacasına sahip.

Greenpeace’ten G8 liderlerine acil çağrı

Kısa bir süre önce L’Aquila’da yaşanan deprem, doğal felaketlerin gücü ve verebileceği hasarı gösteren önemli bir örnek olarak hala hafızalarımızda. Bu deprem önlenemedi ama iklim değişikliğini önlemek mümkün. Bu nedenle altı Türk Greenpeace eylemcisi İtalya’da G8’e katılacak dünya liderlerine bir mesaj verdi: Bu duruma müdahale edin ve 2009 Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak BM İklim Toplantısı’nda dünyaya kurtaracak bir anlaşmaya varılması için çaba gösterin!

Kopenhag Toplantısı iklimin kurtarılması için son fırsat

İklim değişikliği insanoğlunun bugüne kadar karşılaştığı en büyük felaket. Bu felaketi önlemek ancak kalıcı bir çözümün üretilmesi ile mümkün. Bu çözümün önündeki en büyük engel ise gelişmiş ülkelerin bu konuda yeterince istekli davranmaması.

Aralık ayında Kopenhag’ ta yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi dünyanın kaderini belirlemek için son fırsat. Bu beş ay içinde, G8 ülkelerinin liderlerinin alacağı kararlar, dünyayı iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinden kurtarabilir.

İtaya’daki eylemlerin ardından konuşan Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi , bu fırsatı değerlendirmek için Kopenhag’da gelişmiş ülkelerin liderliğine ihtiyaç olduğunu söyledi: “İklim değişikliğinin hızı bilimsel araştırma sonuçlarının bile çok ötesine geçti. Bu felaketi durdurabilmek için gelişmiş ülkelerin karbon salımlarını önümüzdeki on yıl içinde, 1990 seviyesine göre %40 oranında azaltmalı. 2050 yılına gelindiğinde ise bu oran sıfır seviyesine inmiş olmalı.”

Bu önlemlerin bile yeterli olmayacağını belirten Dr. Uygar Özesmi, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere destek olması gerektiğini belirtti: “Gelişmekte olan ülkelerin karbonsuz ekonomiye geçişleri ve tropikal ormanların korunması için yıllık 140 milyar dolarlık bir fonun gelişmiş ülkeler tarafından sağlanması gerekiyor. Her yıl savunma harcamalarına bu miktarın on katı para harcanıyor. Dünyadaki vahşi tüketim karşısında esas savunulması gereken yerkürenin kendisi. Bu nedenle dünya liderleri bu konuda sorumluluk almalı ve iklimi kurtarmak için gerekli fonları oluşturmalı” dedi.

Başbakan Erdoğan, Kopenhag’a gitmeli!

Porto Tolle'de eyleme katılan Greenpeace Akdeniz Gönüllüsü Özay Özer ise, eyleme katılma nedeninin Türkiye’nin yanlış enerji politikalarına dikkat çekmek olduğunu söyledi: “Türkiye’nin karbon salımı 1990 seviyesine göre %119 oranında artış gösterdi. Buna rağmen hala 47 tane kömürlü termik santral yapılması planlanıyor. Eğer enerji politikaları bu şekilde devam ederse 2020 yılında Avrupa’nın en çok kirleten ülkesi biz olacağız. Türkiye’nin iklim değişikliği için sorun yaratan bir ülke değil çözümün bir parçası olmasını istiyorum. Bu nedenle, Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak iklim zirvesinde Türkiye’yi Recep Tayyip Erdoğan temsil etmeli ve iklimi kurtaracak bir anlaşmanın oluşturulması için sorumluluk paylaşarak liderlik örneği göstermelidir”.

Çözümün bir parçası olmak için Türkiye’nin yapması gerekenler

Türkiye, geçmişten bu yana sürdürdüğü erteleme politikalarını bir kenara bırakmalı, kalkınma hakkını koruyarak ve var olan kapasitesini kullanarak sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bunun ilk adımı da salım azaltımı için kendine bir hedef belirlemek olacaktır.

Bunun yanı sıra Kopenhag’da oluşturulacak anlaşmada, Türkiye Ek-1 ülkesi olmaya devam etmelidir. Bu gruptaki ülkelerin 2020 yılına kadar hedefi %40’lık salım azaltımı sağlamaktır. Türkiye de bu hedeften hakça ve sürdürülebilir bir çerçevede kendi payına düşen salım azaltımını gerçekleştirmeli ve bunun için öncelikle ve acilen kurulması planlanan 47 kömürlü termik santralinden hemen vazgeçmelidir.

Türkiye, sorun yaratan bir ülke olmaktan çok çözümün bir parçası olmak için çaba göstermeli, uluslararası işbirliğine gitmeli ve çevre konusunda, denge siyaseti yerine güçlü liderlik politikasını benimsemelidir.

Ayrıntılı Bilgi İçin:

Nevin Sungur- Greenpeace Akdeniz İletişim Birimi Yöneticisi: 0532 324 3204

Sinan Fahlioğulları – Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu: 0542 597 87 53

NOT : Bacanın tepesinde bulunan eylemciler ile telefon röportajı yapmak önümüzdeki saatler içinde mümkün olacak.

NOT2: Devam eden eylemlerle ilgili gelişmeler hakkında sizleri haberdar etmeye devam edeceğiz.

29 Haziran 2009 Pazartesi

Endüstriyel- Tıbbi Atık Bertaraf ve Atıktan Enerji Dönüşüm Tesisi

Haber

Endüstriyel-Tıbbi Atık Bertaraf edilmesi ve atıktan enerji dönüşümü konusunda bir tesisin kurulmasına dönük bir şirketin girişimlerine karşılık halkın tepkisi..

http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=11485&tipi=2&sube=7

http://www.facebook.com/video/video.php?v=1088437016817&ref=share

25 Haziran 2009 Perşembe

Şişli Ekolojik pazarı şenliği

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından, Şişli Belediyesi ortaklığıyla kurulan ve denetlenen pazarın geçtiğimiz üç yıl içinde giderek güçlenerek büyümesi, Türkiye’de ekolojik tarımın gelişmesi açısından umut vaad ediyor.


Bomonti’de kurulan %100 Ekolojik Ekolojik Pazar 3. yaşını, doğaya ve sağlığına özen gösteren dostlarıyla birlikte, tam bir şenlik havasında kutlayacak. 27 Haziran’da, Ekolojik Pazar’da konserler verilecek, dans gösterileri yapılacak, bez torba yarışması ve doğal oyuncaklarla oyun atölyesi gerçekleştirilecek.

%100 Ekolojik Pazar’ın 3. yıl kutlamalarında Grup Bulutsuzluk Özlemi’nden Nejat Yavaşoğulları bir resital verecek ve Okay Temiz Ritm Atölyesi vurmalılarla bir performans sergileyecek. Ayşe Uçar’ın dans gösterisi ile katılacağı şenlikte, Slow Food Gençlik Gıda Hareketi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden “Hayatı Poşetleme!” Grubu, doğaya zarar veren naylon torba ve kesekağıdı kullanımını azaltmak amacıyla Bez Torba Dikme Atölyesi de gerçekleştirilecek. Atölyeden sonra yapılacak “En Güzel Bez Torba” yarışmasında en pratik ve en yaratıcı bez torba seçilerek ekolojik pazardan bir şişe organik zeytinyağı ile ödüllendirilecek.

Kurulduğu 2006’dan bugüne ürün çeşitliliği ve kalitesini arttıran Şişli %100 Ekolojik Pazar’da mevsimin tüm taze sebze ve meyvelerinin yanı sıra kozmetikten deterjana, etten tereyağına, diş macunundan tekstil ürünlerine, şalgam suyundan şaraba, pekmezli fındık ezmesinden hurmaya çok geniş bir ürün yelpazesi bulmak mümkün. Pazarcı sayısı ise 200’ün üzerine çıkmış durumda.

Pazarda ekolojinin çeşitli dallarında uzmanlaşmış kişilerle söyleşiler yapılarak müşterilerin sadece midesi değil, ruhu ve aklı da besleniyor. Gelecek nesillere sağlıklı tohumlar, verimli tarım alanları ve temiz su kaynakları bırakma niteliği de taşıyan organik tarım ve ürünleri, Ekolojik Pazar sayesinde tüketiciyle buluşuyor. Buğday Derneği öncülüğü ve kontrolünde, Antalya ve Samsun’da da açılan ekolojik pazarların Türkiye için birer model oluşturarak yaygınlaşması bekleniyor.

Şenlik, her Cumartesi Ekolojik Pazar’ın kurulduğu yerde, İstanbul Şişli Bomonti’de Bomonti Caddesi, Lala Şahin Sokak’ta (eski Tekel bira fabrikasının alt sokağı) gerçekleşecek.


%100 Ekolojik Pazar 3. Yıl Şenlik Programı

10.30 Açılış

Ayşe Uçar dans gösterisi

11.00 %100 Ekolojik Pazar 3. Yıl konuşmaları

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül

Buğday Derneği YK Başkanı Victor Ananias

12.00 Nejat Yavaşoğulları resitali

12.45 Okay Temiz Ritm Atölyesi konseri

13.30 Bez Torba Yarışması ve Ödül Töreni

Şenlikte gerçekleştirilecek atölyeler

9.30-12.00 “Gel Oyna” atölyesi

Topaçların renkli dünyası, topaç çevirme marifetleri, topaç yapma, boyama; akıl- sabır oyunları; balmumu ile neler yapabiliriz, kağıt katlama ve tabii origami ve daha pek çok yaratıcı oyun...

11.00-13.00 “Bez Torba” atölyesi

İTÜ “Hayatı Poşetleme!” Grubu, plastik poşet tüketim çılgınlığına “dur” diyor ve eski t-shirtlerden, kullanılamayan kumaşlardan yaratıcı bez torbalar yaratmaya ve doğa için bir şey yapmaya davet ediyor.

İletişim:

Selma Yılmaz, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

selma@bugday.org Tel: 0212 252 5255

24 Haziran 2009 Çarşamba

Rüzgar Elektrik Santralı reklamı

Bir kampanya örneği

Belediye Başkanına,

eCO-Enerji, konusunda ve sahasında ilk ve tek olan EcoEnerji Mühendislik elektrik kampanyası başlatmıştır. Kampanyayı başta belediye ve kurumları olmak üzere, bölge halkına tanıtmak istiyoruz.

Tarafınıza ileteceğimiz tanıtım ve başvuru formunu ilgilenenlere takdim etmenizi rica ederiz.

5784 No'lu Kanun ve yeni çıkan Yönetmelik gereği, "kendi elektriğini kendin üret ve ömür boyu Elektrik faturası ödeme" dönemi başlamıştır. Bu konuda, Sayın Enerji Bakanımızın açıklamalarını
www.ecoenerji.net web sitesinden tıklayarak okuyabilirsiniz.

Şeker Bank ile ortak sağlanan faizsiz EkoEnerji Finansmanı ile İnşaat yatırımcıları, Gayrimenkul ve site sahipleri, tarım sektöründe faaliyet gösterenler, bağ, bahçe, sera ile uğraşanlar, okullar ve yöre halkı; peşinatsız yenilenebilir enerjiye geçiş sağlayarak ek bir ödeme yapmaksızın 48 ay gibi kısa bir sürede mevcut elektrik fatura bedellerini ödeyerek elektrik faturalarından ömür boyu kurtulabilirler.

BU KAMPANYA AĞUSTOS 2009 TARİHİNE KADAR GEÇERLİDİR.

Türkiye’nin içinde bulunduğu konjektür, elektrik fiyatlarının yüksek oluşu, sunduğumuz Rüzgar Elektrik Santrallerinin genel itibariyle ülke ekonomisine katkı sağlaması, bununla birlikte bireysel ve kurumsal müşterilerin enerji tasarrufuna katkı sağlamamızdan dolayı yoğun ilgi göstermesinden kaynaklanan nedenlerden ötürü, ilgilenenlerin en kısa zamanda başvurmaları önemle rica olunur.

Bu kampanya doğrultusunda yapılan konutlarda, konut sahiplerinin ömür boyu elektrik faturası ödemeyecek olmaları inşaat sektörünü de canlandıracaktır.

eCO-Enerji Mühendislik Departmanı
ePosta: info@ecoenerji.net

Ecowind Enerji ve Enerji Mak.Müh.San.Ltd.Sti.

Zafer Cad.No 100 35430 Urla Izmir Turkey
Tel : +90.232.7542915 – 16 Fax: +90.232.7542945
www.ecoenerji.net

17 Haziran 2009 Çarşamba

Yeşil Ekonomi Konferansı, 20-21 Haziran

Konferans

Bilgi Ünv., Dolapdere, Bu hafta sonu !

Konferansın amacı Türkiye ve dünyada insanların maruz kaldığı ekolojik, ekonomik ve toplumsal sorunlar konusunda çalışan, fikir üreten aktivistleri, STK temsilcilerini, akademisyenleri, siyasetçileri, araştırmacıları ve öğrencileri biraraya getirmek suretiyle konuların tartışılmasını sağlamaktır.

Konferansın ana teması “Kriz ve Yeşil Yeni Düzen” olarak belirlenmiştir.
Organizatör:
Heinrich Boell Stiftung Derneği ve Yeşil Düşünce Derneği
Tür:
Ağ:
Küresel
Başlangıç:
20 Haziran 2009 Cumartesi, 10:00
Bitiş:
21 Haziran 2009 Pazar, 18:00
Yer:
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Dolapdere Kampüsü
Şehir/Kasaba:
Istanbul, Turkey
Telefon:
0212244780
E-posta:

Kaynak: Yeşil Ekonomi Konferansı, 20-21 Haziran

Program

e-Posta Yazdır PDF

Kaynak: http://www.yesilekonomi.org/

YEŞİL EKONOMİ KONFERANSI

Kriz ve Yeni Yeşil Düzen

20-21 Haziran 2009, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Dolapdere Yerleşkesi


Cumartesi – 20 Haziran ‘09

10:00 – 10:30 Açılış
Ulrike Dufner, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilcisi
Bilge Contepe, Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü
Dilaver Demirağ, Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü

10:30 – 12:30 Mevcut finansal krizin değerlendirilmesi
Cemil Ertem, Ekonomist, Taraf Gazetesi yazarı
İpek İlkkaracan, İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi
William Day, Diyarbakır Kalkınma Merkezi, Harvard Üniversitesi
Moderatör: Erkin Erdoğan, Heinrich Böll Stiftung Derneği

12:30 – 14:00 Serbest bildiriler 1
Bekir Duman - Ekonominin İklimi
Durukan Dudu - Gönüllü Basitlik ve Konfor/Sterilizm Fetişizmi
Kerem Öktem - Egalitarianism as a Principle for the Distribution of Emission Rights: The 'Equal Emissions per capita over Time'-Approach of Sven Bode
Moderatör: İbrahim Günel, Gazeteci

14:00 – 15:00 Öğle arası

15:00 – 16:30 Ekonomik kriz – Ekolojik kriz
Alain Lipietz, Ekonomist, Politikacı, Fransa Yeşiller Partisi
Ahmet İnsel, Galatasaray Üniversitesi, Ekonomi Bölümü
Moderatör: Ümit Şahin, Yeşiller Partisi

16:30 – 16:45 Ara

16:45 – 17:45 Serbest bildiriler 2
Begüm Özkaynak, Fikret Adaman, Ünal Zenginobuz - The Environmental Impact of Household Consumption: Evidence from Turkey
Efe Göktoğan - Tamamlayıcı Para Birimleri
Yonca Demir - Çevre, Sağlık, ve Ekonomik Sorunlara Çözüm Olarak Türkiye’de Organik Tarım Bir Doğrusal Programlama Modeli
Hakan Ozan Erzincanlı - Türkiye'de Atıklardan Enerji Üretimi Ve Biyogaz
Moderatör: Ahmet Atıl Aşıcı, İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi


Pazar – 21 Haziran ‘09

10:30 – 12:45 Yeni yeşil düzen nedir? Green New Deal

Miriam Kennet, Green Economics Institute, Oxford University
Ahmet Atıl Aşıcı, İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi
Moderatör: Aysen Ataseven, Yeşiller Partisi

12:45 – 13:45 Serbest bildiriler 3
Ömer Madra - “Kıyamet Tapınağında İbadet”
Ayşen Eren - Şirketler İcin Karbon Ayakizini Düşürme Reçetesi
Barış Gençer Baykan - Dünyada Ve Türkiye’de Yeşil Yakalılar
Mahir Ilgaz / İlke Toygür - Global Financial Crises and Normative Change: Focusing on Environmental Policies?
Moderatör: Durukan Dudu, Yeşiller Partisi

13:45 – 14:45 Öğle arası

14:45 – 15:45 Serbest Bildiriler 4
Haluk Sayar - Türkiye’de Yeşillenen Sektörler
Süleyman Yılmaz - Sürdürülebilir Kalkınma
Halil Semih Eryıldız, Demet Irklı Eryıldız - Yeşil Yerleşim Planlaması
Dilaver Demirağ - Özgürlüğün Ekonomisi
Moderatör: Ayşe Akdeniz, Yeşiller Partisi

15:45 – 16:00 Ara

16:00 – 18:00 Ekonomik krizin çözümünde Green New Deal
Musa Galip Eroğlu, TÜSİAD Çevre Çalışma Grubu Başkanı
Tayfun Görgün, DİSK Genel Sekreteri
Ümit Şahin, Yeşiller Partisi

Moderatör: Ulrike Dufner, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilcisi

Son Güncelleme: Cuma, 19 Haziran 2009 08:10

Etkinlik Konsepti

e-Posta Yazdır PDF

YEŞİL EKONOMİ KONFERANSI

Kriz ve Yeni Yeşil Düzen, 20-21 Haziran 2009, İstanbul


Dünya 2008 yılında yeni bir ekonomik krizle tanıştı. ABD’deki finansal piyasalardan kaynaklanan bu kriz, ekonomik sistemin küresel niteliği nedeniyle hızla yayıldı. Bazı yorumculara göre sistem 1929 krizinden daha büyük bir krizle karşı karşıya. Bazı yorumculara göre ise, daha önceki krizlerde ekonomi bu düzeyde küresel olmadığı için, bu yaşadığımız kriz ilk gerçek küresel ekonomik kriz sayılabilir.

Aradan geçen onca zamana, ekonomik sistemin hacmindeki büyümeye ve küreselleşmenin neredeyse tamamlanmış olmasına rağmen, sistemin bu krizin çözümü için verdiği tepki neredeyse 1929’dakiyle aynı. Ekonomideki her türlü durgunluk, artan işsizlik ve kriz durumunda verilen tipik yanıt, yani tüketimin arttırılması, tasarruf altındaki paranın piyasaya sürülmesi ve bu şekilde ekonomik sistemin çarklarının daha hızlı dönmesinin sağlanması olarak özetlenebilecek önlemler yine aynı mantıkla alınmaya devam ediyor. Devletler piyasaya normalde olmadığı kadar müdahale ediyor, sıcak para sürüyor ve ekonomiyi canlandırmaya çalışıyorlar. Kapitalizmin mantığı değil, sadece belli bir uygulaması eleştiriliyor, Keynesyen modele göz kırpılıyor, ama hepsi o kadar. Bu “önlemler” sonucunda daha fazla tüketim, daha fazla para arzı, bu şekilde de üretimin ve istihdamın artması umuluyor. Bir sonraki ve muhtemelen daha büyük ve yıkıcı krize kadar…

Son Güncelleme: Salı, 23 Haziran 2009 12:40 Devamını oku...

Bildiriler İçin Çağrı

e-Posta Yazdır PDF
YEŞİL EKONOMİ KONFERANSI

20-21 Haziran 2009, İstanbul Bilgi Üniversitesi

Yeşil Politika Enstitüsü (Green Politics Institute) ve Heinrich Böll Stiftung Derneği 20-21 Haziran 2009 tarihlerinde İstanbul’da yapılacak olan konferansa katılımınızı beklemektedir.

Konferansın amacı Türkiye ve dünyada insanların maruz kaldığı ekolojik, ekonomik ve toplumsal sorunlar konusunda çalışan, fikir üreten aktivistleri, STK temsilcilerini, akademisyenleri, siyasetçileri, araştırmacıları ve öğrencileri biraraya getirmek suretiyle konuların tartışılmasını sağlamaktır.

Konferansın ana teması “Kriz ve Yeşil Yeni Düzen” olarak belirlenmiştir.
Son Güncelleme: Salı, 02 Haziran 2009 14:00 Devamını oku...

10 Haziran 2009 Çarşamba

(Çöp) Tasarı, Teşvik ve Örnek Projeler (Rüzgar, Güneş)

Yorum

Bu kadar hesapsız konut yapılan ülkemizde, bu tür alternatif enerji yatırım yaklaşımların da hala geç kalınmış değil tabi. Bunda devletin yasa tasarılarının ve özellikle Yerel Yönetimlerin (akçeye dönük) inşaat güdümlü harekete geçme yeteneği ile (çoktan farkında olunması gereği doğmuş olan ortaklaşa yaratılan kentsel yoksullaştırılmanın) (soylulaştırmanın) aksi yönünde geliştirilebilecek (böyle) daha vatansever, halkçı, çevreci çözümlerle yaratılacak öncü roller de, nihayet hissedilmeye başlanılıyor.

Artık pek yakında, bu tür alternatif enerji proje örneklerinin yasal teşviklerle daha da arttığını göreceğiz, umarım.

Yine de bu gelişmelere karşın, önceki haberlerimizde olduğu gibi doğada yıkım doğurucu bütünsel bakıştan yoksun kalmış gözüken hatalı baraj yatırımlarının artarak sürmesi oldukça üzücü! Özellikle, Doğu Karadeniz'deki yaylalar için rüzgar ve deniz içinde dalga potansiyelleri hiç değerlendiril-e-meyecek mi acaba?

Haber

Kaynak: Zaman

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=857244&title=hazir-giyimle-yetinmedi-elektrigini-gunesten-uretecek-luks-site-kuruyor

..

Bir projenin temelini atan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, "Güneşten elde edilen enerjinin kullanılması açısından örnek bir proje." dedi. Yıldız, güneş enerjisi üretimi konusunda evleri dahi teşvik edeceklerini belirterek, "Kendi teknolojisini burada geliştirenlere 5 cent ilave teşvik vereceğiz." duyurusunu yaptı.

Yıldız, Meclis'e gelmesi beklenen yeni kanun tasarısında Türkiye'deki bütün çöpleri ihtiva edecek bir paket hazırladıklarını bildirdi: "Bu proje Edirne'den Kars'a bütün çöpleri değerlendirecek bir mekanizma olacak. Bunun için 1-2 cent daha fazla teşvik verilecek." Yeni sistemde tükettiğinden daha fazlasını üreten binaların elektriğini devlet alacak.

Metan gazından enerji elde edecek sistemin temellerini attıklarına işaret eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da, "Bu, devreye sokulduğunda 120 bin konutun enerjisi karşılanacak.

İSKİ de Terkos Gölü kuzeyinde kuracağı rüzgâr santralleri ile kendi enerjisini elde etmeyi planlıyor." ifadelerini kullandı.

YILDA 850 BİN KW ENERJİ ÜRETECEK

Doğayı koruma sloganı ile yola çıktıklarını anlatan Aydınlı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Kavurmacı, Türkiye'de bir ilke imza attıklarını söyledi. Güneşten elde edilen enerji ile kendi enerjisini üretecek bir proje. Ortak alanların enerjisi bu yolla karşılanacak. Proje için kurulacak santralle 780 bin kilovat enerji üretilecek. 70 milyon TL yatırım bedelli projeyle 700 kişilik istihdam oluşturulacak. Sulama alanları da yağmur sularının depolanması ile gerçekleştirilecek.

..


9 Haziran 2009 Salı

Doğu Karadeniz (HES) barajlar yıkımı

Haber

Kaynak: Radikal 06/6/9 Doğu Karadeniz çok değişecek!
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=939721&Date=09.06.2009&CategoryID=97

"Fizibilitelerde artan körlük derecesi"

Trabzon: 76 HES projesi geliştirildi. 27 HES’te çalışma devam ediyor.

Rize: 67 HES projesi geliştirildi. Sekizinde inşaat başladı. 17’si için ‘ÇED olumlu’ raporu alındı. 42 proje henüz fizibilite aşamasında.

Giresun: 82 HES projesi müracaatı yapıldı. Uygun görülen 12’sinin çalışmaları sürüyor. Yağlıdere’de tamamlanan bir HES faaliyete geçti.

Artvin: Doğu Karadeniz’de 116 projeyle en çok HES başvurusu yapılan il Artvin. 25 HES projesine başlandı, 53 proje halen fizibilite aşamasında. Şavşat-Meydancık ve Borçka-Camili yöresinde sekiz HES inşaatını mahkeme durdurdu. Yapımı biten üç HES faaliyet halinde. (aa)

..

Şirketlere suyla birlikte alan da tahsis ediliyor. 49-99 yıllığına tüm hakkını veriyorsunuz. Yarın bu suya ihtiyaç olduğu zaman ancak firmanın istediği fiyatı verirseniz alırsınız. Uluslararası bir firma almışsa uluslararası tahkim giriyor devreye. Küresel ısınma gibi çeşitli nedenlerle yarın oradaki suya ihtiyacımız olsa, alan kişiler isterse o alandaki yerleşim yerlerini dahi boşaltabilirler.

..

"ÇED'ler yeterli mi? : Bu seferde cansuyu aldatmacası ile doğa yıkıma uğratılıyor."

Karadeniz’deki akarsulardan elde edilecek enerji Türkiye ihtiyacının yüzde 2’sini karşılar. Yani abartıldığı gibi potansiyel yok. Halkı kimse adam yerine koymuyor. Halbuki o dereler oradaki köylerin adıyla anılır. O dereyi ticarileştirdiğiniz zaman insanları, kültürü ticarileştiriyorsunuz. Cansuyu dereleri öldürmez, ancak yaşatmaz da. Yaşamak demek, nefes almak değildir; gelişmek, üremektir.

'Türkiye kayıp-kaçağını halletse dereler kurtulur’
(TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer):
Yenilenebilir doğal kaynaklardan olan su potansiyelinin elektrik enerjisine dönüştürülmesini anlayışla karşılıyoruz.
Yılda 50 milyar dolar enerji ithalatına harcayan bir ülkede su gibi yenilenebilir kaynakları kullanmak önemli. Ancak bölgede geliştirilen HES projeleri kontrolsüz bir şekilde ve hızla artıyor. Şu anda Rize’de 67 adet HES projesi geliştirilmiş durumda. Ancak bu projelerle kaç santral kurulacağı belli değil. Çünkü bir proje adı altında iki, üç hatta daha fazla santral olabilmektedir. Ayrıca her geçen gün bunlara yenileri ekleniyor. Bölgedeki en küçük dereler üzerinde bile HES kurulması için çalışmalar yapılıyor. Rize’de planlanan HES projeleri İkizdere, Salarha-Güneysu, Çayeli Senoz, Pazar-Hemşin, Ardeşen-Çamlıhemşin-Fırtına Vadisi ile Fındıklı Çağlayan-Arılı vadileri olmak üzere altı vadide akmakta olan dereler üzerinde yoğunlaştı.

2 bin 460 türle Doğu Karadeniz, pek çok ülkenin sahip olduğu toplam bitki türünden fazlasına sahip. Biyolojik çeşitlilik bakımından korunmada öncelikli 200 ekolojik alandan biri. Dünyanın önemli ekosistemleri arasında yer alan Doğu Karadeniz vadileri, sadece su potansiyeli bakımından değerlendirilmekte, turizm hedefi unutulmakta.

Rize’de üretilecek enerji 2007 verilerine göre Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 1.84’ünü karşılamakta. Tüm projeler tamamlandığı tarihte elektrik ihtiyacının her yıl yüzde 7 arttığı düşünüldüğünde, Türkiye ’nin elektrik ihtiyacının yüzde 1’ini karşılayacak.

Oysa ülkemizde kayıp kaçak elektrik kullanım oranı 2006 verilerine göre yüzde 15.1. OECD ortalaması ise yüzde 6 ’dır. Yani kayıp-kaçak elektrik oranı sadece yüzde 13.2 ’ye indirilebilirse Rize’den elde edilecek elektrik karşılanmış olur.

----------------

Özetle son bir yorumla şimdilik kapatırken, konuyu diğer sitelerle (Tezler, İstanbulum, KültürTabiat) birlikte incelemeyi sürdüreceğiz:

"yeni rant yaratmak yerine bu komediyi bırakıp, doğa yıkımına artık bir son verin, ortak akla uyup, kayıp-kaçak elektrik oranını düşürün, sadece ülkeyi değil gezegeni de kurtarmış olursunuz."

3 Haziran 2009 Çarşamba

Barajlar ve tekrarlanan büyük hatalar

Özgün Yorumlar

Uzun dönemli fizibilite hataları yüzünden yapılan onca baraj yatırımının yarattığı doğa ve kültür kayıpları yetmiyormuş gibi, aynı hatalardan en kötüleri olarak tarihe geçebilecek bazı yeni projelerinde ^ israrla tekrarlanarak gündeme getirilişi ile köhnemiş anlayışlardan vazgeçilemeyişi; kısacası bilime, araştırmaya ve alternatif kaynaklara yönelmenin önemsenmemesi gitgide daha da çok geriye dönülmesinin çok daha ağır ve çok zor olacağı bedellerin ^^ ödenmesine sebep olacaktır.

^ 1- Fırtına Vadisi: http://bianet.org/bianet/bianet/83828-firtina-vadisinde-oynanan-oyunlar
2- Ilısu barajı : http://kulturtabiat.blogspot.com/2009/05/hasankeyf-ve-dicle-vadisi-unesco-dunya.html


Ekolojiye verilen zararlar:
Türkiye'deki barajlarla kuş türlerimizin 1/4'ünün hızla yok olma sürecine girmiştir.
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/351557.asp

Ayrıca özel doğa parçalarını jeolojik olarak çok yönlü incelemeden, uzun dönemli olduğunu sandığınız fazladan yatırımlarla baraj oluşturmak yerine, size baraja yakın hazır özellikleriyle neredeyse bir çok fırsat yaratarak sunulmuş "birleşik kaplar örneği" gibi kullanılabilecek (kalkerli) doğal yapıdaki barajları farketmeye (ve yoketmeden) kullanmaya ne dersiniz? (Bilimsel sözlü kaynaklar var.)

*
Alternatif diğer yaklaşımlar:

^^ Özellikle Kyoto'ya imzamız sonrasında, en önemli çözüm aranan konuların başında gelen enerji kaynaklarının nasıl önem kazandığı açıkça ortadadır. Yakın gelecekteki ülke büyümelerine paralel Carbon salınımıyla yaratılan kirlilik oranlarımızın artacağı dikkate alınarak "Bütünleşik Enerji Planlaması"na geçilmelidir. Bu konudaki kaynaklara zamanla bu sitede yer verilecektir. (Kaynak: Doç.Dr.Tanay Sıdkı Uyar hocamız izlenebilir.)

Diğer yandan Sivil Toplum Kuruluşları ve Yerel Yönemtimler "Enerjinin Etkin Kullanımı" konusunda halkın eğitimine yer veren çalışmalar yapmalıdır.
(Kaynak: Öneriler için İstanbul sitesi izlenebilir.)

27 Mayıs 2009 Çarşamba

(Enerji) İlan - Araştırmacılar ve yatırımcılar için..

İlan

Aşağıdaki konulara ilgili araştırmacılarla ortak çalışmalar yürütmek üzere tanışma çağrısı.
Enerji ile ilgili yatırımcılar için, danışmanlık hizmetlerine başvuru çağrısı.

Alanlar:

Temel: Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji
Uygulama: Malzeme, Fizik, Mühendislik
Enerji: Nükleer, Alternatif Enerji Kaynakları (Jeotermal, Rüzgar, Güneş)

İletişim: cumhurkocalar@gmail.com


30 Nisan 2009 Perşembe

Yenilenebilir Enerji Yatırım Fırsatları

Etkinlik

İTÜ SDKM'de dün (TÜGİAD, Vakıfbank, .. destekli) katılıma açık bir toplantı gerçekleşti.

Biraz sessiz geçen bir etkinlik olmasına karşın, küçük ve orta ölçekli yatırımların teşvikine yönelik bir gelişmenin başladığını gösterir yanı ile bir çok açıdan önemsenmelidir.

Öngörüler:
- Gelecekte yaratılacak bu tür enerjilerin beklenen üretim kapasitesi öngörüleri beslemektedir.
- Devletin enerjideki etkinliğinin azaltılmasına yöneliktir.
- Alternatif (küçük ve orta ölçekli, yani <=300kW) yaygın yatırım katılımları desteklenmektedir.
- Büyük ölçekli projeler garantili uygulanabilirlik içermeli ve lisanslı kuruluşlar gerektirecektir.
- Konu artık yabancı bankaların tekelinden çıkmış ve yerli bankaların ilgi alanına girmiştir.

Daha ayrıntılı bilgi için; cumhurkocalar@gmail.com

24 Nisan 2009 Cuma

Yarın Havada Güzelken, Unutmayın KADIKÖY'deyiz.

Haber
Teşekkürler; Açık Radyo, Yeşiller partisi, ...

25 Nisan’da Kadıköy’e…
Kadıköy (8 Aralık 2008, Küresel Eylem Günü)

22/04/2009

Türkiye, küresel ısınmaya neden olan gazların salımında geri dönüşsüz noktaya doğru büyük bir hızla sürükleniyor. Geçen hafta Türkiye’nin 2007 sera gazı emisyon envanteri Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi sekretaryası tarafından sessiz sedasız açıklandı. Envanterler her yıl 2 yıl öncesinin rakamlarını temel alır. Bu yıl karşımıza çıkan tablo iyice korkutucu.


Türkiye 2007 yılında atmosfere 372 milyon ton sera gazı salmış. Bu rakam, sera gazı salımında bütün dünyada baz yıl kabul edilen 1990’daki 170 milyon tonun %119 üzerinde. Artış hızında Türkiye’ye ait emisyon envanterlerinin açıklanmaya başlandığı 2004 yılından bu yana her yıl olduğu gibi Türkiye yine birinci. Bu artış oranı 2004’te 1990’a göre %74,5, 2005’de %83,7, 2006’da ise %95,6 idi. Görüldüğü gibi sadece 1990’a göre meydana gelen artışın miktarı değil, hızı da artıyor.
1990-2007 arası yıllık ortalama artış %4,8. Yani Türkiye 1990’dan bu yana her yıl bir önceki yıla göre ortalama %5’e yakın daha fazla karbondioksiti atmosfere salıyor. Ancak bu ortalamaya bakmak aynı zamanda yanıltıcı. Çünkü 18 yılın ortalamasına değil son 5 yılın ortalamasına bakarsanız artış hızının %6,6 olduğunu, son 2 yılda ise %9,2’ye çıktığını görüyorsunuz. 2007’de ise Türkiye gerçek bir rekor kırmış. 2007 yılında sera gazı salımı bir önceki yıldan, yani 2006’dan tam %12 daha yüksek!


Bu rakamlar size sıkıcı gelebilir. Zaten Çevre ve Enerji Bakanlıklarında çalışan bürokratlar ile onların güdümündeki uzmanlar da bu nedenle Türkiye’nin başına sarılan bu büyük belayı kamuoyundan gizleyebiliyorlar.


Nasıl bir bela mı? Biraz daha rakamlarla ilgilenirsek, belanın büyüklüğünü kendi gözlerimizle görebiliriz.


Türkiye’nin 12 sene kaçtığı ve bu sene Kopenhag’da ikinci dönemine dair anlaşmaya varılacak olan Kyoto Protokolü’nün mantığı, ülkelerin başlıca kömür, petrol ve doğal gaz kullanımından, dolayısıyla enerji, ulaşım ve sanayi politikalarından kaynaklanan sera gazı salımlarını düşürmek için bazı bağlayıcı hedefler üzerinde uzlaşmalarıdır. Örneğin bir ülke ben 5 yıl sonra salımlarımı %10 düşürmeyi hedefliyorum derse, (kabaca) bu yıl (mesela) 300 milyon ton olan sera gazı salımı 5 yıl sonra 270 milyon tona inecek demektir.
Elbette bütün ülkeler aynı miktarda indirim hedefi almıyorlar. Sanayi devriminden bu yana atmosfere toplamda daha fazla karbondioksit bırakan sanayileşmiş ülkeler tarihsel sorumluluklarının gereği olarak daha fazla indirim yapmakla yükümlü. Bu anlamda en fazla sorumluluk sahibi ülke tabii ki İngiltere. Bir de bugün daha fazla sera gazı salımı yapan ülkelerin (şu anda birinci ABD) daha fazla yükümlülük almaları bekleniyor.


Ancak bir de kişi başı salım var. Bir ülkenin toplam sera gazı salımını nüfusuna bölerseniz, her bir yurttaşın payına düşen kişi başı salımı bulursunuz. Elbette daha fazla sanayileşmiş ülkelerde kişi başı salım da yüksek ve küresel adalet ilkesi gereği kişi başı salımı az olan ülkeler daha az indirim alıyorlar, hatta az gelişmiş ülkelere salımlarını arttırma hakkı veriliyor. Kişi başı salımı yüksek Batı ülkeleri ise en fazla yükümlülük alması gereken ülkeler.


Kişi başı sera gazı salımında dünya ortalaması yaklaşık 4 ton. ABD 24 tonla yine en üstlerde. AB ortalaması ise 10,5 ton (AB içindeki 12 yeni üye ülkenin ortalamasının 9,5 ton olduğunu da ekleyelim). Peki ya Türkiye?
Hükümet ve bazı uzmanlar, Türkiye’nin daha yeterince sanayileşmiş bir ülke olmadığı, bu nedenle de sera gazı salımlarını azaltmasının gerekmediği tezini kişi başı salıma bakarak temellendiriyorlardı. Diyelim ki bu yaklaşım doğru olsun…


Türkiye’nin yeni açıklanan 2007 envanterine göre kişi başı salımı 5,3 tona çıkmış durumda. 1990’da bu miktar 3 tondu ve Türkiye yıllarca bu 3 ton rakamını kullanarak iklim görüşmelerinden uzak kalmayı başardı. Yapılacak basit bir senaryo çalışması ise önümüzdeki yıllarda durumun çözümsüz noktaya sürükleneceğini gösteriyor. Eğer yıllık artış hızı 1990-2007 ortalamasında seyrederse nüfus artış hızı da gözetilerek yaptığımız bir hesaba göre kişi başı ortalama 2012 yılında 6,5 tona, 2020’de 9,5 tona çıkıyor. Eğer bu artış hızı son 3 yılın ortalamasında gidecek olursa, aynı rakamlar 2012’de 7 ton, 2020’de 12 ton oluyor. Son yılın rekor artışının devam etmesini ise hayal etmek bile zor (sırasıyla 9 ve 22 ton).


Türkiye nereye gidiyor görebiliyor musunuz? Eğer hükümet sera gazı salımını düşürmek için Kopenhag’da da hiçbir hedef almazsa, gündemdeki 47 yeni kömürlü termik santral yapılacak olursa, kaynaklar nükleer gibi tehlikeli ve pahalı teknolojilerle heba edilirse, rüzgar ve güneş gibi enerji üretim yöntemleri marjinal kalmaya, verimlilikle ilgili çalışmalar reklam kampanyası düzeyinde ele alınmaya devam ederse, Türkiye bundan sadece birkaç yıl sonra, yani Kyoto sonrası yükümlülük dönemi başlarken Avrupa ortalamasına yetişebilir. On yıl sonra ise Avrupa ortalamasının çok üzerinde sera gazı salan (AB’nin 2020’ye kadar salımlarını %20 azaltmaya şimdiden karar verdiğini unutmayın), kişi başı ortalamada ABD gibi ülkelerle yarışabilecek kadar kirletici, yani küresel ısınmaya en fazla neden olan ülkelerden biri haline geleceğiz.
Acaba ekonomik krizden çıkmak için otomotiv sektörünü canlandırmak dışında akıllarına bir şey gelmeyen, enerjide kömüre ve nükleere mecbur olduğunu sanan hükümet yetkilileri Türkiye sadece birkaç yıl sonra enerji ve ulaşım altyapısının yarattığı fosil yakıt tuzağından çıkamaz hale geldiğinde ve uluslararası iklim görüşmelerinde köşeye sıkıştığında nasıl hesap verecekler?
Öte yandan ne yazık ki hükümete muhalefet etmeyi sadece laiklik ve yolsuzluk tartışması yapmak sananlar, Türkiye’nin geleceğini tehlikeye atan enerji, ulaşım, tarım ve çevre politikalarına ve sosyal politikalara dair ne bir muhalefet geliştirebiliyorlar, ne de çözüme dair düzgün bir proje üretiyorlar. Bu işin vebali sadece hükümete de ait değil yani.


Şu anda elimizdeki tek yol bu gerçekleri hiç bıkmadan tekrarlamak, rakamları okumaktan da sıkılmamak ve sokağa çıkmak. 25 Nisan Cumartesi günü Kadıköy meydanında, "İklim Değişikliğini Durdurun; Başka bir enerji Mümkün" demek için bir kez daha toplanıyoruz. Hem iklim değişikliğini durdurmak, hem de gerçek muhalefetin ne olduğunu göstermek için Kadıköy’de olmaktan başka çaremiz yok.


Ümit Şahin, Yeşiller Partisi Kurucusu, MYK Üyesidir.

20 Mart 2009 Cuma

Turkiye'de 19 ilde toplam 47 yeni komurlu termik santral yapilmasi planlaniyor!

e-Posta

Herkese Merhaba,

Turkiye'de 19 ilde toplam 47 yeni komurlu termik santral yapilmasi planlaniyor. Greenpeace http://www.solukal.org adresinde devam eden kampanya ile bu felaketin onune gecmeye calisiyor. Su ana kadar binlerce kisi internet eylemine katilarak belediye baskan adaylarina mektup yazdi. Cocuklarimizin gelecegi icin, yasanir bir dunya kalsin, susuzluk, aclik ve aci cekmesinler. Siz de destek olun, lutfen imzalayin.

Sayfaya gidin; bulundugunuz sehri haritadan secin. Sehrinizde hangi adaylar komur santrali istemiyor hangileri hala cekimser gorun. Tek bir tikla hala cekimser kalan tum belediye baskan adaylarina mektup gonderin ve hem iklim icin hem de sagligimzi icin sorumluluk almaya cagirin. Secmen olarak gucunuzu iklimi kurtarmak icin kullanin.

http://www.solukal.org

Lutfen bu e-postayi ve internet eylemini mumukun oldugunca cok kisiyle paylasin, uye oldugunuz forumlara, e-posta listelerine ve elbette yakin arkadaslariniza gonderin... Iklimimizi ve saglimizi etkileyecek bu 47 komur santrali icin yerel yonetimleri hepbirlikte sorumluluk almaya cagiralim.

Tekrar gonderimler icin sabrinizi rica ediyoruz, secimlere cok az gun kaldi...

Komur santrali yapilacak sehirler sunlar: Adana, Balikesir, Bartin, Bolu, Bursa, Canakkale, Cankiri, Edirne, Hatay, Izmir, Kocaeli,
Kutahya, Mersin, Sakarya, Samsun, Sinop, Sirnak, Tekirdag ve Zonguldak. Ancak nerede olursaniz olun komur hepimizin gelecegini karartacak. Onun icin butun halkimizi goreve cagiriyoruz.

Unutmayin ki komur iklimi degistiren en tehlikeli fosil yakit. Komur santralleri %41 oraniyla iklim degisikliginin bas sorumlusu. Siz de baskan adaylarini enerji verimliligine, ruzgar, gunes ve jeotermale, toplu tasimaya, saglikli binalara, temiz bir cevreye cagirin.

Lutfen bu e-postayi ve internet eylemini mumukun oldugunca cok kisiyle paylasin, uye oldugunuz forumlara, e-posta listelerine ve elbette yakin arkadaslariniza gonderin... Iklimimizi ve saglimizi etkileyecek bu 47 komur santrali icin yerel yonetimleri hepbirlikte sorumluluk almaya cagiralim.

Tekrar gonderimler icin sabrinizi rica ediyoruz, secimlere cok az gun kaldi...

http://www.solukal.org

GREENPEACE


Listeden çıkmak isterseniz buraya tıklamanız yeterli:
http://links.mailing.greenpeace.org/ui/modules/display/optOut.jsp?f=29843&m=32062636&r=MjA5Nzc5NjgwNAS2&j=NDY2NDU3MjUS1&mt=1&rt=0

16 Mart 2009 Pazartesi

Suyun ticarileşmesine karşı-MiTiNGE ÇAĞRI

Haber

Su platformu ile ilgili alternatif bir bakış

--- 14/03/09 Cts tarihinde kizilca yurur <kizilca2002@yahoo.com> şöyle yazıyor:
Kimden: kizilca yurur <kizilca2002@yahoo.com>
Konu: [feminist] [ciftcilerle-dayanisma] Pazar günü Dünya Su Forumunu protesto mitingi
Kime: feministler_uyumuyor@yahoogroups.com, kadinkurultayi@yahoogroups.com
, feminist@yahoogroups.com
Tarihi: 14 Mart 2009 Cumartesi, 13:43



-----

Suyun ticarileşmesine karşı

MiTiNGE ÇAĞRI

15 Mart Pazar 15:30 Kadıköy Meydanı

(Buluşma saat 15:00 eski Et Balık Kurumu önü)

Dünya Su Konseyi’nin düzenlediği 5. Dünya Su Forumu bilindiği gibi 16-22 Mart tarihlerinde İstanbul’da yapılacak. Dünya Su Konseyi, Dünya Bankası’nin hakimiyetinde, çokuluslu şirketlerin sponsorluğunu yaptığı hükümetler arası bir kurum. Konsey, suyun akış yönünü kâr belirlesin diye canla başla uğraş veriyor! Bu amaçla, su kaynaklarının özel mülkiyet haline getirilmesi, su işletmeciliğinin ve altyapı sisteminin ihale edilerek özelleştirilmesi hedefleniyor.

Bu bağlamda Dünya Su Forumu’nun düzenleneceği ülke de gelişi güzel belirlenmiyor. Konsey, suyun özelleştirilmesine örnek gösterebileceği ülkelerde forum düzenliyor. Türkiye’de şu anda akarsular, göller ve göletlerin şirketlere verilmesi için yasalar değiştirilmek isteniyor. Bugüne kadar dünya genelinde suyun sadece dağıtım hizmetini yürüten şirketlere suyun kaynakları devredilmek isteniyor. Bu, suyun özelleştirilmesinde yeni bir evredir. Bu nedenle Türkiye’de yapılacak olan 5. Dünya Su Forumu önemlidir; su şirketlerinin bu hamlesi durdurulmalıdı r!

Su kullanımının %72sinin tarımda kullanıldığı düşünüldüğünde, su ve su kaynaklarını metalaştıran bu neoliberal süreçten ilk ve en yoğun etkilenecek olan kesim küçük çiftçiler olacaktır. Zaten mevcut koşullarda geçimini sağlamakta çok zorlanan küçük çiftçilerin, su kaynaklarının özelleştirilmesiyle tarım yapması tamamen imkansız hale gelecek. Çiftçi sınıfının topyekün tasfiye sürecinin son halkası olacak bu politikalar neticesinde yüzyüze kalacağımız sosyal gerçeklik, açlığa terkedilmiş bir sosyal sınıf, umutsuz ve sonsuz göç dalgaları, bütünüyle büyük gıda tekellerinin egemenliğine geçen bir tarım ve bunun neticesinde sağlığımızı tüketen gıdalar olacak.

Çiftçi-SEN olarak bu karanlık senaryoya karşı sessiz kalınmamasi gerektiğini düşünen bizler, Dünya Su Formu’na karşı suyun sadece kullanım hakkına sahip olunmasını savunan DİSK, KESK, TMMOM, TTB gibi 100ü aşkın toplumsal muhalefet gücüyle birlikte Suyun Ticarileşmesine Hayır adı altında bir mücadele platformu oluşturduk.

Bir hafta boyunca devam edecek uluslararası katılımlı etkinliklerimiz 15 Mart Pazar günü saat 15:00da Kadıköy meydanında gerçekleştireceğimiz kitlesel bir eylemle start alacak. Sizleri de bu mitingde Türkiye’nin dört bir yanından gelecek yüzlerce çiftçi ile beraber Çiftçi-Sen bayraklarıyla Konfederasyon’umuzun yanında görmekten büyük kıvanç duyacağız.

Dostlukla

Abdullah Aysu

Genel Baskan

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu

Çiftçi-Sen

http://www.karasaba n.net

http://www.ekolojis tler.org/ ciftci-sendikala ri-ile-dayanisma ya-cagrimizdir. html

http://www.ekolojis tler.org/ sendikal- haklarimizi- alacagiz- ciftci-sen. html


11 Mart 2009 Çarşamba

Belediye Başkanlarına yol gösterecek bir rehber

Haber

Kömürden Kurtul, İklimi Kurtar

Kömürlü termik santraller küresel ısınmanın başlıca kaynağıdır. Düşünün ki, tüm dünyadaki enerji kaynaklı karbon salımlarının %41’ine tek başına kömür neden oluyor. Yani kömür santrallerinden kurtulmadıkça iklimi kurtarmamız imkansız.

Bu tabloya rağmen Türkiye’de 47 adet yeni kömür santrali projesine başlanıyor. Bu soluduğumuz havaya yaklaşık 115 milyon ton fazladan karbondioksitin karışması demek. Çoğunluğu ithal kömürle çalışacak bu santrallerin bazıları lisans almış durumda. Ülkemizin havasını, suyunu ve geleceğini korumak için bedelini çok ağır ödeyeceğimiz bu hataya seyirci kalmak istemiyoruz. Politikacılara, Türkiye’nin temiz enerjiye ve enerji verimliliğine layık olduğunu göstermeliyiz.

Bu nedenle, 29 Mart’taki yerel seçimleri, etrafa zehir saçıp sağlığımızı ve çevremizi tehdit edecek 47 kömür santralinden kurtulmak için bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Türkiye’de oy vermekten daha fazlasını yapmaya gücü olan yurttaşlar olarak, bütün parti adaylarından sorumluluk almalarını ve seçilirlerse temiz enerjiyi tercih edeceklerine dair söz vermeleri

ni istiyoruz. Adaylar suya sabuna dokunmayan sözler vermek yerine bizi kömürün dehşet verici kirliliğinden korumayı taahhüt etmelidir.

Greenpeace’e söz vererek ‘Güneş İçin Belediye Başkanları’ bildirgesini imzalamış adayları ve henüz imzalamayanları internet sitemizden takip edebilirsiniz. Henüz geç değil. Greenpeace’in “Türkiye Soluk Alsın” eylemine katılarak kampanyamızı kazanmamız için bize katılın. Şehrinizde temiz enerjiyi geliştirmek için Belediye Başkanlarına yol gösterecek bir rehberimiz zaten var.

Seçmen olarak sen de gücünü iklim için kullan ve tüm adayları sorumluluk almaya davet et. Senin de baskınla Türkiye soluk alsın.


Kaynak:



http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/komur/solukal

1 Mart 2009 Pazar

İTÜ SERG (Sustainable Energy Research Group)

Konferans

İTÜ SERG (Sustainable Energy Research Group) tarafından ÇEDBİK (Çevre Dostu Binalar Derneği) sponsorluğunda organize edilen konferansın konusu, Türkiye'de son dönemde önemle üzerinde durulan sürdürülebilirlik, bina sertifikasyon sistemleri ve iklim değişikliği. Sürdürülebilirlik adına çalışmalar yapan uluslararası, kar amacı gütmeyen bir organizasyon olan olan IISBE'de (International Initiative for a Sustainable Built Environment) görev yapmakta olan, organizasyon tarafından geliştirilmiş bir sertifikasyon sistemi olan SBTool'un geliştirilmesinde aktif rol almış Nils Larsson'un ana konuşmacı olduğu İklim Değişikliği ve Yeşil Binalar konferansı, 28 Şubat 2009'da, 15:00 - 17:00 saatleri arasında İTÜ Taşkışla binası, 109 no'lu salonda gerçekleşecek. Simültane tercüme yapılacak konferansa katılım ücretsiz.

Renewable Energies Trade Fair

ISH Frankfurt - Bathroom, Building, Energy, Air-conditioning Technology, Renewable Energies Trade Fair

Etkinlik Başlangıç - Bitiş Tarihi:
 10 - 14 Mart 2009
Yer: Messe Frankfurt, Frankfurt am Main - Almanya

Renewable Energies
"Renewable sources of energy" in terms of building and energy technology is an important issue for the ISH 2009. The ISH is therefore in line with the current trend in both the political and commercial sphere. The "Energy Performance of Buildings" directive reflects the demand on the part of the EU to adopt an holistic approach to buildings and imposes concrete targets for the development of renewable sources of energy and energy efficiency. High energy costs as well as supply uncertainties on the part of the user have also increased dramatically the demand for technology that protects our natural resources. 

The need is for system solutions or more accurately the combination of modern heating technology with renewable sources of energy. Only the mutually beneficial application of efficient technologies and renewable sources of energy will solve today’s problems and those of the future. The ISH - by giving consideration to all energy aspects of the building – is the ideal platform for products and sustainable solutions that meet these complex requirements. 

The exhibitors from Europe showcase systems that use renewable sources of energy, offering the most up to date and comprehensive range of products on the global market. They show where technology has got to in the sectors of solar thermal heating, wood and pellet burners, heat pumps and ventilation systems, biogenous energy sources or systems technology for very efficient heat insulated buildings.

Ekolojik Ev Öğrenci Proje Yarışması

Yarışma

http://www.arkitera.com/competition.php?action=displayCompetition&ID=998

TGC KÜRESEL ISINMA YAZI YARIŞMASI

Duyuru

http://www.edebiyatodasi.com/news_detail.php?id=2027

27 Şubat 2009 Cuma

Küresel ısınma ve iklim değişikliği - Leo Murray

Video 

Orjinali : 
http://vimeo.com/1709110 

Leo Murray tarafından hazırlanan, 
küresel ısınma ve iklim değişikliği sebeplerini anlatan 
bilgilendirici ve de çarpıcı bir kısa animasyondur. 

Evrenin tarihsel dönemlerini görselleştirilmiş bir model ile seyredin.
Akıp giden varlıklar alemini, zamanı ve mekanı bakalım nasıl yorumlayacaksınız?
Sadece bir insanoğlu mu kalacak bakalım elimizde ..

25 Şubat 2009 Çarşamba

Çöp kutumuzdakileri ayrıştıralım.

Öneri

Çöp kutumuzdakileri niye ayrıştıralım?

-Bu yolla geri kazanılan enerji şaşılacak boyutlarda küreye (tüm canlıl/cansız varlıklara) katkı sağlar.

Alışkanlıklarımızı değiştirmek zor olabilir, en azından "Organik ve Ambajlı atıklar" olarak 2'ye ayırabiliriz. Sokak toplayıcılarını gözlemlersek onların Belediye Çöp toplayıcılarından önce bu atıklarınızı özenle topladıklarını göreceksiniz..

Sizleri bu konudaki platformumuza destek vermeye davet ediyoruz.

http://groups.google.com.tr/group/copkutum

23 Şubat 2009 Pazartesi

Çevreci “Volitan” nasıl bir tekne? - ODTÜ -Dr. Hakan Gürsu

“Volitan” nasıl bir tekne?

Volitan'ın en üstün özelliği çok çevreci olması. Hiçbir petrol ürünü yakıt kullanmıyor, asla karbondioksit atığı üretmiyor.

- Herhangi bir limana girip yakıt almasına gerek olmadığı için Volitan'la hiç durmadan dünya turu yapabilirsiniz.

- İçme suyu almanıza gerek yok çünkü tekne bir yandan giderken bir yandan deniz suyunu tatlı suya çeviriyor.

- Volitan sonuçta bir yelkenli ama rüzgar esmediğinde de gidiyor. Çünkü üzerindeki o iki katı yelken aynı anda iki işe yarıyor: Rüzgar varsa yelken vazifesi görüp tekneyi yüzdürüyor. Rüzgar yoksa da tekneyi güneş götürüyor.

- Güneşle tekne gider mi? Volitan gidiyor. Çünkü teknede güneş enerjisiyle çalışan iki adet elektrikli motor var. Güneş varken o tepedeki iki panel sayesinde şarj oluyor ve rüzgar çıkmasa da, güneş batsa da tekneyi götürüyor. Hemen belirtelim motorun aküsü de öyle kurşun pil falan değil; o da çevreci, yani jel akü.

Newyork'ta her yıl düzenlenen ve dünyanın en prestijli yarışmalarından birisi olarak kabul edilen Uluslararası Tasarım Ödülleri 2007 (IDA 2007) kapsamında, ilk kez bir Türk tasarımcı ve projesi ödül kazandı. ODTÜ öğretim üyelerinden Dr. Hakan Gürsu ve yardımcı tasarımcı Sözüm Doğan tarafından tasarlanan "Volitan" adlı proje, 1438 projenin içinde hem deniz araçları hem de tüm ulaşım araçları dalında birinciliğe layık görüldü.

Kaynak:
Hakan Gürsu ile tasarım dünyasına yeni bir soluk getiren "Volitan" ve kazandığı ödül hakkında yapılan bir röportaj:
http://www.40ikindi.com/tasarim/oku.php?id=2814

18 Şubat 2009 Çarşamba

Kaynaklar ve katkılara teşekkürler..

Bazı Etkinliklerden ve İnternet Kaynaklarından derlemeler:

Sitenin oluşumunda esin kaynağı olan değerli akademisyenlere ve basın mensuplarına onların aşağıdaki arşivlerine başvurularımızda her zaman tek tek teşekkürü bir borç biliriz.

Ayrıca bizler kadar, her dönem seçmeye çalıştığımız politikacılarımızın ve mensubu oldukları siyasi partilerin de özellikle, tüm insanlığı ilgilendiren teknik konularda, (daha fazla) geç olmadan yaygın olan uzman görüşlerine başvurmalarını, (kısa-orta-uzun dönemli olarak) kabul gören ortak (aklın) politikalarını belirlemelerini ve aynı zamanda sürdürülebilir bir bakış açısıyla da izlemelerini diliyoruz.

Akademik

Doç.Dr. Tanay Sıdkı Uyar -İnternet Arşivi : tümü ( pdf doc html )

Basın

Oktay Ekinci -İnternet Arşivi : tümü ( pdf doc html )

Cumhuriyet

Kanal B
NTV

STÖ, Kurum ve Kuruluşlar

Çekül -İnternet Arşivi : tümü ( pdf doc html )
TEMA -İnternet Arşivi : tümü ( pdf doc html )
..
katkısı olanlara teşekkürler..
Diğer önerilen kaynaklar yandaki menülerde yer almaktadır.

16 Şubat 2009 Pazartesi

Önsöz

Alternatif enerji veya yenilenebilir enerji şeklinde de kavram dizinlerine geçmiş olan bu yeni enerji alanı hakkında bilgi ve derlemelere yer verilecek olan bu site günümüzdeki çevre kirliliğinden kurtuluşu destekleyici katkılarınızla geliştirilecektir.

Bu sitede tekrarlanabilir yada olabildiğince (en) az enerji harcayarak daha çok (ve temiz) enerji üretmeye yönelmek için gözlem ve değerlendirmeler yapılması hedeflenilmiştir.

Diğer bir açıdan daha az enerji harcayarak çoğunlukla zorunlu gereksinimlerimizi karşılamaya yönelik yeni yaklaşımlarla enerji kullanım tercihlerimizi bu yönde geliştirerek bireysel alışkanlıklarımızı iyileştirmek önceliğimiz olacaktır.

Bu arada özellikle iktidarların, hukuğa aykırı, israrlı hatalı uygulamaları hep buradan duyurularak, yeni akılcı, bilimsel yaklaşımlar vurgulanacak ve bu politikaların değiştirilmesine yönelik kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik önlem alınmaya çalışılacaktır.

FELSEFE SANAT BEDEN BİLİNÇ ÖZNE DUYGU FİZİK SPiNOZA DELEUZE NiETZSCHE İst Cumhur KOCALAR